Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Siyasette fikir ve SETA
0:00 0:00
1x
a- | +A

Siyasette fikirlerin önemli bir yeri var. Siyasetin günlük akışı içinde nispeten az farkına varılsa bile fikirler siyasete istikamet verir. Canlı ve verimli bir fikir hayatı siyasetçilerin istifade edebileceği, bir programa dönüştürerek geniş kitlelere aktarabileceği ve diğer partilerle yarışa sokabileceği görüşlerin ve yaklaşımların ortaya çıkmasını sağlar.

Fikir hayatının kuvvetli ve verimli olması elbette güçlü ve akışkan bir akademik ve entelektüel hayatın varlığına dayanır. Bu çerçevede ifade özgürlüğü, akademik özgürlük, basın yayın özgürlüğü büyük önem taşır.

Fikir açısından önemli bir kurum çoğu zaman bazı siyasi partilere yakın duran “think-tank”lardır. Bu kuruluşlar âdeta partilerin fikir kulübü ve düşünce üretim merkezi olarak çalışır. Burada gelişen ve çeşitlenen fikirler özellikle parti liderliklerinin kolayca ulaşabilecekleri ve kullanabilecekleri fikir kaynakları sağlar. Ülkenin ve dünyanın durumu ve sektörel olarak vaziyetin nasıl olduğu, hangi problemlerin boy gösterdiği, problemlerin nasıl çözülebileceği hakkında öneriler geliştirilir.

Bu tür kuruluşlar açısından en zengin ülke ABD. Bu ülkede mesela Cumhuriyetçi Parti’ye yakın olan Heritage Foundation ve Demokrat Parti’ye yakın olan Brookings Institute think-tank’lara örnek olarak verilebilir. ABD’de elbette bağımsız fikir kuruluşları da mevcut. Avrupa ne yazık ki bu açıdan ABD ile karşılaştırılamayacak kadar zayıf. Mesela Almanya’da siyasi partilere bağlı ve siyasi partinin uzantısı olarak çalışan vakıflar bulunur. Bunlar bütçeden partilerinin oy oranına göre kaynak alır. Özellikle yurt dışındaki şubeleri bağımsız çalışmaktan ziyade Alman devletinin hedeflerini gözeterek faaliyet yürütür. Temel görevleri yakın durdukları kesimleri Almanya’nın hedefleri ve menfaatleri doğrultusunda bir şekilde etkilemek ve mobilize etmektir.

Türkiye’de, Avrupa’da olduğu gibi, bu tür think-tank’lar pek yok. Bunun elbette genel sebepleri var. Ülkede akademik ve entelektüel faaliyetlerin zayıflığı, bu tür kuruluşların ayakta kalabilmek için gerekli kaynak bulmakta çok sıkıntı çekmesi, bu kuruluşlarda görev yapanların bazılarının oraları siyasette bir yere gelebilmek için araç olarak kullanma eğilimi hemen akla gelen ilk sebeplerdir. Bu yüzden bizde siyaset çoğu zaman ve çoğu çevrede fikirlerden tamamen kopuk olarak ve sadece günlük bir meşgale hüviyetiyle yürütülmektedir.

AK Parti’ye yakın bir think-tank olarak SETA bunun dışında görülebilir. SETA uzunca bir süredir ABD’deki benzer kuruluşlara yakın bir faaliyet süreci içinde. Kadrosu bazen kuvvetlense bazen zayıflasa da bu niteliğini pek kaybetmedi. SETA’da muhafazakâr düşünce açısından ülke ve dünya meseleleri tartışılmakta, fikir geliştirilmekte. SETA yayınladığı dergilerle ve düzenlediği toplantılarla bu alandaki hemen hemen başlıca kuruluş.

İlginç bir şekilde, CHP kanadında veya sosyal demokrat camiada SETA’nın karşılığı olduğu söylenebilecek bir kuruluş yok. Eskiden bu açıdan durumun daha iyi olduğu söylenebilir. Bunun elbette çeşitli sebepleri olmalı. CHP çevrelerine hâkim olan Kemalist zihniyetin ülkenin, dünyanın ve insanlığın bütün problemlerinin kalıcı olarak çözümüne ilişkin formülleri zaten ellerine vermiş olduğu inancı bir sebeptir. Bir diğer sebep bu tür kuruluşlarda görev yapanların kendilerini bir düşünce insanı veya bir araştırmacıdan çok bir siyasetçi olarak görmeleri ve siyasi mevkilere hazırlanmalarıdır. Para eksikliği de bir sebep olarak görülebilir, ancak bu bence geçersiz. CHP isterse özellikle kendisine yakın olan büyük İstanbul sermayesinden gerekli kaynakları düzenli olarak temin edebilir.

Demokrasimizin gelişmesi biraz da bu tür kuruluşların var ve aktif olmalarına bağlı. Bu yüzden, bilhassa kurumsallaşmış ve büyük partilerin SETA benzeri düşünce merkezleri kurmasında fayda var.

Atilla Yayla'nın önceki yazıları...