Seher vaktinde bayram telaşı var…
Gece simsiyah peçesini toplarken üzerimizden, bir kutlu ışık hüzmesi yol bulur gönüllerimizin mihrabına. Tanyeri ağarırken dualar ve âminler yükselir semanın bağrına. Gül mevsiminde bayram çiçek açar seher dalına…
Takvimler bayram der, saatler bayram…
Hasretin vuslata, hüznün sevince koştuğu, iyilik nüvelerinin kalbimizin ve ruhumuzun mahremine yol bulup yürüdüğü, hayrın ve teslimiyetin ete kemiğe büründüğü, hikmet kervanının yollara düştüğü gün bugün. Cemaat katar katar koşar camilerin serinliğine. Seccadeler çiçek açar duaların önüne. Yürekler saf tutar Yaratan’ın huzurunda. Bir huzurlu eda ulaşır mavi göklere…
Mescitler bayram der, cemaat bayram…
Vuslat hikâyeleri yarım kalmış dedelerin, ninelerin yol gözlediği, yolların hasreti vuslata bağladığı bir dönemeçte uzak ve unutulmuş semtlerin üzerine yağan bir vefa rüzgârıdır bayram. İbrahim yürekli niyetler, hüzünlü kapılardan içeriye sızınca Hızır aleyhisselamın eli değer bütün yokluklara ve yoksunluklara… Bir umut maverası, hande-i şekerbar olup vurur yetim ve öksüz çocuğun yüzüne. Fildişi kulelerden inen servet-i cihan soğuk ve beli bükülmüş evlere selam durur bedir nehrince.
Tevazu bayram der, azamet bayram…
Bayram bir peripeyker edasıyla gelip konar insanlığın omuzlarına. Ötelenmiş sevinçlerin hayaliyle yanıp tutuşan gönüllerin sığınağıdır bayram. İdris çiçeği açar merhameti unutan gönüllerde. Kırkikindi yağmurları, şefkatin ve merhametin ellerinden tutup aniden bırakır kendini çöle dönmüş yüreklerin kuytusuna. Evliya nefesi karışır dualara ve âminlere. Küskünler barışır, ayrı düşenler kavuşur. Ürkek ve çekingen kaygılarını bırakırlar sükûnetin ve huzurun gül kokulu taraçalarına.
Saadet bayram der, nedamet bayram…
Uzakta kalmış yorgun ve sessiz evlerin saffeti ve huzuru çağırır yolcusunu. Şehirlerin uğultusu diner, her şey güzellik ve iyilik adına yeni baştan can kesilir. Uykuların tatlandırdığı bir seher vakti sesi kesilmiş kapılar çalınır, üzeri yosun tutmuş mezarlıklara dualar rahmet olup yağar usulca. Ruhumuzun düğmelerini bayramın manevi iklimine ilikleyen bütün güzellikler, destur alıp yürür günün üzerine…
Fazilet bayram der, zarafet bayram…
Kurban Bayramı ruhun ve kalbin teslimiyeti ve sadakatidir aslında. Bıçak feryat eder, taş yarılır da bir babanın kalbindeki sadakat ve bir evladın ruhundaki teslimiyet zerre miktar sarsılmaz o yüce eşikte. Hazreti İbrahim’in adanmışlığı ve Hazreti İsmail’in o canı aziz kılan uysallığı, yüzyılları aşıp gelir bugüne. Kurban, dünya sevgisini, evlat muhabbetini ve nefsin bütün iddialarını Hak katında feda edebilmenin muazzam zarafeti ve zaferidir.
İbadet bayram der, inayet bayram…
Mina vadisinde yankılanan o kutlu rıza, gelir ruhumuzun avlusuna kurulur. İnsan, elindeki bıçağı nefsine çeker aslında. Yüreğinde utanmazca boy veren kibre, hırsa enaniyete çeker bıçağı! Yalan dünyaya ram olmuş yanlarını kurban eder. İbrahimî bir sadakate tutunur yürekler. Ve İsmail sükûnetiyle Allah’ın sonsuz rahmetine teslim eder nefsini.
Asalet bayram der, emanet bayram…
Ey kari!
Bu kutsal iklimde sunulan her kurban, bizi o kadim sadakat gerçeğine bağlayan ebedî bir bağ, ümmetin yetim kalan yanlarına uzanan bir köprüdür. Hazreti İbrahim’in sadakatiyle Hazreti İsmail’in teslimiyetini ruhumuz erbabına düğümleme günü bugün… Bayramınız mübarek ola...

