Kapital, yani sermaye; 1789 Fransız Devrimi’nde ulus devletlerden yana idi. Sermaye -en azından küreselci olanı- bugün, İsrail dışında istisnasız bütün güçlü ulus devletlerin düşmanıdır. Çünkü globalleşmiştir ve kuvvetli devletleri önünde engel olarak görmektedir.
Bu yazıda küresel sermayenin en büyük temsilcisi olan ailenin, Rothschild’ların ilk üyesinin, Alman Yahudisi bankacı Mayer Amschel Rothschild’ın 23 Şubat 1744’te Frankfurt’taki doğumundan son yaşlı üyenin, Jacob Rothschild’ın 26 Şubat 2024’te Londra’da Hazreti Azrail ile buluşmasına dek geçen 280 senelik zaman aralığında kısa bir yolculuk yapacağız... Mezkûr ailenin, Netanyahu rejimi ve onun 2,5 yıl önce kurduğu NİLİ adlı suikast örgütü ile ilişkilerinin röntgenini çekeceğiz.
Bu ailenin en bilinen siyasal özelliği, ‘Ortodoks’ İsrail devletinin savunucusu olmasıdır. İlk kanıt, son Rothschild’ın verdiği bir röportajdan. 2017’deki “İsrail’i biz kurduk” cümlesi arşivlerde.
Amerika Birleşik Devletleri’nden bile 32 yıl önce ortaya çıkan bu ilginç ailenin iki büyük, ama kötü eseri var: Biri Mentmore Towers, diğeri de İsrail…
PARA, SİYASİ GÜÇ İSTER!
İlk Rothschild’ın stratejisinin en işe yarar tarafı, beş oğlunu Avrupa’nın farklı şehirlerine yollayarak para imparatorluğunu genişletmesiydi: Frankfurt, Viyana, Londra, Napoli ve Paris.
Londra’daki Nathan Mayer Rothschild (1777-1836) en çok para kazanan oldu. Ama Paris’teki oğul, Jakob Mayer Rothschild (1792-1868), daha önemli bir şey yaptı: Fransız Devrimi’nden sonra jakoben burjuvazinin ve masonların içine girerek siyasi güç elde etti. Para, önünde sonunda siyasi güç ister.
Rothschild’ların, finansal büyüme stratejilerinin en önemli parçası devletleri kendilerine borçlandırmaktı. 19. Yüzyıl’da Napolyon Savaşları’nda İngiltere’ye verdikleri borçlar buna ilk örnektir. Rothschild’ların son büyük siyasal hamlesi, 14 Mayıs 1948’de İsrail’in kuruluşuna sermaye koymuş olmaktır.
Pek çok mason üyesi olan aile, bugün her ne kadar dünyada masonlar aleyhine bir ulus devlet dalgası başlamış olsa da parasal ve istihbari faaliyetlerine devam etmektedir. Bunun yanı sıra ailenin yine çoğu üyesinin Mossad’ın yardımcı elemanları olarak istihdam edilen Sayanimlerden olduğu, gizli servis uzmanı yazarı Gordon Thomas’ın 2002’de yaptığımız röportajda dile getirdiği bir hakikattir. Bu aile, son yaşlı Jacob’ın ölümünden bir yıl önce İsrail’e verdiği desteği artırmıştır. Ve destek, onun vasiyeti doğrultusunda devam etmektedir.
NİLİ SUİKAST TİMİ BAŞARISIZ OLDU
İmdi… Gelelim 2023’te ilk kurulduğundan beri araştırdığım İsrail suikast örgütü NİLİ ile ilgili üç yıllık gelişmeler ışığında son bilgilere.
Açılımıyla Netzah Israel Lo Ishakere, yani NİLİ; İbranice’de “İsrail’in İhtişamı Bitmeyecek” anlamına geliyor. Böyle diye diye eriyip gidiyorlar, haberleri yok!
Aslında bu NİLİ, 1915-1917 yılları arasında Filistin’de biz Türklere karşı kurulmuş bir Yahudi istihbarat şebekesi idi. Netanyahu yönetimi NİLİ’yi bir suikast birimi olarak diriltti. Filistin’de, Katar’da, hatta Türkiye’de Hamas’la iltisaklı kişilerin peşine düşüp onları öldürmek üzere kurulmuştu. Başarısız oldu.
Bu örgüt, 15 Eylül 2020’de İsrail-Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn arasında imzalanan İbrahim Anlaşması doğrultusunda söz konusu iki ülke ile yoğun istihbari iş birliğine gitti. BAE, son altı senede Suriye’den Sudan’a bulunduğumuz her sahada ülkemizin aleyhine faaliyet gösterdi.
İbrahim Anlaşması, bugün de ABD-İran krizinin bitmesi için diğer Körfez monarşilerine, misal Suud’a dayatılmaya çalışılıyor. Hatta Türkiye’nin bile adının geçtiği manipülatif haberler sızdırılıyor. Zemin hazırlamaya çalışıyorlar. Küresel sermaye, özellikle de Rothschild’lar, İran krizini fırsat bilip bu anlaşmanın genişletilmesi için Beyaz Saray’a bastırıyor.
BİR KASAP VE KURBAN ANLAŞMASI
Beyaz Saray, bir önceki Trump döneminde de “The Abraham Accords” diye bu anlaşmayı pazarlamaya çalışıyordu. BAE ve Bahreyn’de başarıya ulaştı. Sonra Fas ve Sudan’a da imzalattılar. Sudan’da akan kanı, yine Türkiye durdurdu. Dolayısıyla orada bu anlaşma, artık fiilen geçersiz.
Rothschild’lar gibi paranın sanatkârı olmasa da en az onlar kadar parayı seven ABD Başkanı Donald Trump, Hazreti İbrahim’in soyundan gelen kuzenler olarak gördükleri iki ırkı (Araplar ve Yahudiler) para ile yakınlaştıracağını sanıyor. Hâlbuki bu anlaşma Arap halkına fayda değil, zarar getirdi. 7 Ekim 2023’ten bu yana bunu, dünyanın vicdanının kanadığı Gazze’deki acılarla tecrübe ettik.
Küresel Siyonist sermayesi ve Netanyahu rejimi, İbrahim Anlaşması’yla mazlum Arapları -teşbihte hata olmaz- ‘Hazreti İbrahim’in bıçağı altında kurban edilmeyi bekleyen Hazreti İsmail’ olarak görüyor.
Kurban Bayramındayız. Özellikle bayramlarda Gazze’ye saldıran Siyonistlerin, başka ulusları ‘kurban’, kendilerini ise ‘kasap’ olarak görmeleri şaşılacak şey değil. Yazıyı bağlayalım artık:
Önce NİLİ suikastları ve sonra ABD-İran Savaşı ile yapamadıklarını, şimdi para ile yapmaya çalışıyorlar. Ülkemiz, her zamanki gibi buna da meydan vermeyecektir... Kurban Bayramınız mübarek olsun.

