Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
‘Mercedes Operasyonu’ndan Terörsüz Türkiye’ye / Bö...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Yazının bir önceki bölümünde terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’a 1996 senesinin Mayıs ayının altısında düzenlenen bir suikast girişimini belgelere dayanarak anlatmıştım. Ki bu olaydan günümüze yaşadıklarımız, Mercedes Operasyonu’ndan Terörsüz Türkiye sürecine uzanan tarihsel tekamülün ülkemize özgü, nevi şahsına münhasır bir örneğidir.

1995 yılının sonunda, dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in “Sizden Apo’nun kellesini istiyorum. Apo’yu imha edeceksiniz” cümlesini sarf etmesinden sonra başlayan bu operasyondan Öcalan sağ kurtuldu.

Lideri öldürülünce terör örgütünün de çökertileceğinin düşünülmesi, Türk istihbarat ve güvenlik bürokrasisinde eski bir alışkanlıktı.

Lideri ölünce kült ya da ideolojik örgütsel yapılanma dağılır akıl yürütmesi gereğince ülkemizin eski istihbaratçıları terör örgütünün lideri Öcalan’ı yakalamayı ya da öldürmeyi bir seçenek olarak görmüşlerdi.

ESKİ MİT YÖNETİCİSİ 2006’DA NE DEDİ?

Bu mücadele stratejisini, bana eski MİT yöneticisi merhum Burhan Basgün 2006 senesinde Ankara’da Dost Kitabevi’nin karşısındaki ofisinde anlatmıştı:

“Teşkilatta lider ölünce terör örgütü de dağılır düşüncesi hâkimdi” diye girmişti söze. “Ancak öyle olmadı. Çünkü terör örgütü, İsrail ve ABD tarafından kullanılıyor. Büyük Orta Doğu ve ayrıca Büyük Kürdistan diye propagandası yapılan şey, Büyük İsrail Projesidir. Yani kısaca ‘BİP’tir.”

Basgün, PKK’ya muhalif kimi ayrılıkçı Kürt çevreleriyle arkadaşça teması olan bir istihbaratçıydı. Muşluydu, arkadaşlarından biri de Ahmet Kaya’ya şarkı sözü yazmış Orhan Kotan ve onun kardeşi Mümtaz Kotan’dı. Hatta 1980’lerde Karanfil Sokak’ta MİT’in bir fiziki takibine takılınca Burhan Bey “Mümtaz, benim çocukluk arkadaşım, görüşürüm” demişti Teşkilat’a. Sonradan teşkilatta çok önemli görevlere geldi, mesela Adana Bölge Başkanlığı yaptı Burhan Basgün. Allah rahmet eylesin. Yerimiz dar, uzatmayayım:

Özetle örgüt lideri öldürülünce ya da yakalanınca terör biter öngörüsü, Mayıs 1996 ‘Mercedes Operasyonu’yla değil, ama 14 Şubat 1999 Kenya Nairobi Operasyonu ile çöktü. Ancak bu ikincisi, ilkinden farklı olarak MİT’in değil, CIA’in operasyonu idi.

ÖCALAN EVİNDEN BİLE İZLENDİ

Baştan sona MİT’in operasyonu olan Mercedes Operasyonu’nun yöneticisi Mehmet Eymür haricinde, operasyonda görev yapmış biriyle de görüştüm. Çok ketum biriydi, ama zamanla bana olan güveni artınca operasyonun bilinmeyenlerini anlattı. En çok aklımda kalan ayrıntılardan biri, suikast operasyonu öncesindeki takip-tarassut faaliyetleri esnasında Öcalan’ın evinin bahçesinden bile gözetleme yaptığından ve fotoğraf çektiğinden söz etmesiydi.

Abdullah Öcalan’a önce Mercedes, sonra da Yıldırım Operasyonu adı altında iki ayrı suikast girişiminde bulunuldu. Aslında plan bazında bakarsak o dönemde Öcalan’a yönelik 10’un üzerinde suikast senaryosu gündeme gelmiştir, ancak bunlardan yalnızca ikisi için saha çalışması yürütülmüştür. Bu iki suikast girişimi, farklı nedenlerden ötürü sonuca ulaşamamıştır.

Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’a Mercedes Operasyonu kapsamında Kasım 1995’ten itibaren operasyon sonuna kadar aylık 500 Amerikan doları ödendi. Mercedes Operasyonu’ndan sağ kurtulan terör örgütü PKK’nın lideri Abdullah Öcalan’a 1996 yılında bir de ‘Yıldırım Operasyonu’ adıyla bir suikast operasyonu düzenlendi. Yine Yeşil’in de katıldığı bu operasyon ise PKK’nın ampute Lübnan sorumlusunun 25 Ekim 1996’da MİT Karargâhı’nda sorgulanmasıyla başladı.

Keşif-istihbarat raporlarına göre Öcalan, Lübnan’a gelişinde Şutura’da yıkık durumda bulunan Mesapki Oteli karşısındaki kıraathanelere uğruyor ve Anjar’daki kahvehanelerde nargile içiyordu. Bu operasyon için de tüm hazırlıklar tamamlandıktan sonra düğmeye basıldı, ancak Öcalan o gün oradaki eve gitmedi. Bunun üzerine operasyon iptal edildi.

YEŞİL’İN MİT’TEKİ KOD ADI KIRMIZI

Evet; Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım, o operasyonda da görev aldı. Pek bilinmez ama Yeşil kod adlı Mahmut Yıldırım’ın MİT’teki kod isimlerinden biri de ‘Kırmızı’ idi. Bir operasyonda Metin Atmaca sahte kimliğini kullandı. Sahte kimlik ayrıdır, kod isim ayrı…

Yeşil, Metin Atmaca sahte kimliğiyle gittiği Yıldırım Operasyonu öncesinde sahadaki case officer ile buluşamadı, iki gün sonra geri döndü.

Ve Türkiye’ye döndükten sonra ansızın, evet ansızın ortadan kayboldu. 30 Kasım 1996’da… Susurluk kazasının üzerinden bir ay bile geçmemişti. Yeşil’in çok şey bilen biri olarak yaşamasını istemeyenler vardı. Sevgili okurlar! Yeşil’in ölmediği ana fikrini yaymaya çalışan hiçbir komploya kulak asmayın. Öldüğü yakın tanıkların anlatımına göre kesin.

ALTI EVRELİ TEKÂMÜLÜN SON AŞAMASI

Artık toparlayalım: Bütün tarihsel olay ve olgular, ülkemizin terörle mücadelede son yarım asırda geçirdiği tekamülü altı aşamalı biçimde gözler önüne sermektedir. Bu tekâmülün aşamalarını, ‘inkâr, müdahale, suikast, müzakere, savaş ve sonuç’ kelimeleriyle özetlemek mümkündür.

Aşamalarından ortasını baz alırsak… 2010’larda Çözüm Süreci kapsamında terör örgütünün silah bırakması için bu işle memur olan MİT’in yürüttüğü müzakere süreci yaşanmıştır. Örgüt, Çözüm Süreci’ni istismar edince sert tedbir aşaması devreye sokulmuş ve 2015’te Hendek Kalkışmaları’ndan itibaren devletin balyozu örgütün tepesine inmeye başlamıştır.

2016 Suriye Fırat Kalkanı’ndan sonra başlayan sınır ötesi operasyonlar; 2019 Irak Pençe Kilit ile perçinlenmiş ve terör örgütü ağır bir yenilgi almıştır. Örgüt, artık ABD ve İsrail’e de eskisi kadar bel bağlayamamaktadır. İran savaşı süreci bunun turnusol kâğıdı olmuştur. Dolayısıyla silah bırakma, onlar için de kaçınılmaz çözümdür. İlk aşamadan Terörsüz Türkiye’ye geldiğimiz yaklaşık yarım asrın konsantre özeti bize şu ana fikri vermektedir:

“Yaşandı, yazıldı, bitti. Şimdi… Şimdi, geçmiş bilgisiyle geleceğin temellerini atma vakti…”

Ferhat Ünlü'nün önceki yazıları...