Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz geçtiğimiz hafta Kazakistan’daydı.
15 Nisan 2026’da Kazakistan’ın başkenti Astana’da, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ile Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov’un başkanlığında Türkiye-Kazakistan Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 14. Dönem Toplantısı yapıldı. Toplantının hemen ardından iki önemli belge imzalandı: 14. Dönem KEK Protokolü ve kapsamlı 67 maddelik Eylem Planı.
Geçen yıl yaklaşık 10 milyar dolar seviyesine ulaşan ticaret hacminin orta vadede 15 milyar dolara çıkarılması hedefi, bu planın en somut unsurlarından biriydi.
Peki bu buluşma teknik bir toplantıdan öte ne ifade ediyor? Neden önemli ve gerçekten uygulanabilir mi? Hayata geçirilmesi neden hayati önemi haiz?
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, toplantı öncesi yaptığı konuşmada konuyu net olarak ortaya koydu:
“Bu toplantıyı sadece mevcut iş birliğinin gözden geçirildiği teknik bir platform olarak değil, gelecek dönemin ticari ve ekonomik yol haritasını şekillendiren stratejik bir istişare zemini olarak görüyoruz.”
Yılmaz, daha önce yapılan toplantılarda ele alınan ‘90 maddelik planın’ ancak yarısına yakınının hayata geçirilebildiğini ifade ederek yeni ‘67 maddelik planın’ “sıkı takip” edileceğini özellikle vurguladı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın “kurumlarımız sorumlu oldukları maddeleri gerçekleştirmeli” uyarısı boşuna değil! Bu uyarı üzerinde ciddi ciddi düşünmek ve sorunun kaynağına ulaşmak gerekiyor. İyi niyetle ortaya konan bu planlar neden bütüncül bir şekilde hayata geçiril/e/miyor? Sorunun kaynağı liyakatsiz bürokratlar mı? Fikrî takibin yetersizliği mi? Meseleleri çözemeyen diplomatik unsurlar mı? Nedir?
Her iki ülkenin de bu meselenin özüne inmesi gerekiyor? Sorunlar nerede duraklayıp düğümleniyorsa oraya acilen neşter vurulması elzem. Her iki ülke arasında hemen her alanda dev bir potansiyel varken bu potansiyelin göz göre göre yitirilmesinin nedeni mutlaka sorgulanmalıdır.
Peki 67 maddelik plan gerçekte ne anlama geliyor?
Türkiye ile Kazakistan arasındaki ilişkiler uzun yıllardır “stratejik ortaklık” seviyesinde seyrediyor. Ortak tarih, dil, kültür ve Türk dünyası vizyonu bu bağları güçlendiriyor. Ancak son yıllarda asıl ivme ekonomik alanda yaşanıyor. Türk firmalarının Kazakistan’daki yatırımları 6 milyar doları aştı! Müteahhitlik sektörü bugüne kadar 541 proje ile 30 milyar doları geçen iş hacmine imza attı. 5 binden fazla Türk şirketi bu ülkede faaliyet gösteriyor.
67 maddelik yeni eylem planı, bu mevcut temeli daha geniş bir alana yaymayı hedefliyor. Ticaretten yatırıma, müteahhitlikten sanayiye, ulaştırmadan enerjiye, eğitimden tarıma, hatta dijital dönüşüm ve yenilenebilir enerjiye kadar çok geniş bir yelpazede iş birliğini öngörüyor.
Aslında her iki ülke arasında en kritik başlık Orta Koridor (Trans-Hazar Doğu-Batı Ticaret Rotası)… Küresel tedarik zincirlerinin Rusya-Ukrayna savaşıyla sarsıldığı, Kuzey Koridoru’nun riskli hâle geldiği bir dönemde, Hazar geçişli bu rota hem Türkiye’ye hem Kazakistan’a oldukça stratejik bir fırsat sunuyor. Ancak yukarıda da değindiğimiz üzere bu planın başarısı da büyük ölçüde “takip mekanizması”na bağlı…
Kazakistan, Türkistan’ın en büyük ve en istikrarlı ekonomilerinden biri. Türkiye ise hem Avrupa hem Asya pazarlarına açılan bir köprü ve geçiş noktası. İki kardeş ülkenin güçlenmesi, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çerçevesinde bölgesel ekonomik entegrasyonu da derinleştirecektir.
Mayıs 2026’da yapılacak Yüksek Düzeyli Stratejik İş birliği Konseyi toplantısı, bu mimariyi daha da kurumsallaştıracak. Elbette riskler yok değil! Küresel enerji fiyatlarındaki dalgalanmalar, lojistik maliyetleri ve jeopolitik gelişmeler planın uygulanmasını etkileyebilir. Buna rağmen fırsatlar çok daha büyük ve uygulanabilir görünüyor.
Hasılı, Astana’da atılan imzaların altın kıymetinde değeri var. Şayet 67 madde bütüncül bir şekilde takip edilir ve kamu-özel sektör koordinasyonu sağlanırsa, 15 milyar dolarlık ticaret hedefi sadece bir ara durak olacaktır. Daha yüksek hacimler ve daha güçlü bir Türk dünyası gerçekliği hayalden gerçeğe dönüşecektir.
Şimdi asıl mesele, imzayı eyleme, planı da kalıcı başarı hikâyelerine çevirmek.
Önümüzdeki aylar, bu iradenin ne kadar güçlü olduğunu test edecek.

