Kaydet
a- | +A

Birini Allah için seven kimse, onu yalnız, Allahü teâlâya itâat ettiği, sevdiği için sever. Hattâ Allahü teâlânın kulu olduğu, yaratığı olduğu için sever.

Sevgi, iyi olan bir şeye karşı kendiğinden hâsıl olan bir meyildir. Bu meyil kuvvetli olursa aşk denir. Düşmanlık da iyi olmayan bir şeye karşı kendiliğinden hâsıl olan nefrettir. İyilik ve kötülüğün olmadığı yerde, sevgi ve düşmanlık da bulunmaz. Allahü teâlâdan başkasının sevilmesi ancak onunla olan münâsebeti sebebiyle uygun olabilir...
Allahü teâlâyı sevmek, makâmların en yükseğidir. Cenâb-ı Hak Kur'ân-ı kerîmde buyurdu ki:

(Allah müminleri sever, müminler de Allahı sever.)

Hadîs-i şerîflerde de buyuruldu ki:

(Kul, Allahü teâlâyı ve Resûlünü çoluk çocuğundan, malından ve bütün mahlûkattan çok sevmedikçe, kâmil mümin olamaz.)

Bir kimse, Resûlullah efendimize "Seni seviyorum" deyince, (Fakirliğe sabırlı ol) buyurdu. "Allahü teâlâyı seviyorum" deyince, (Belâlara sabırlı ol) buyurdu.

Bir köylü gelip, "Yâ Resûlallah, kıyâmet ne zaman kopar?" diye sordu. (O gün için ne hazırladın?) buyurdu. "Namaz ve oruçlarımı edâ ediyorum. Fakat fazla yapamıyorum. Ama Allahü teâlâyı ve Resûlünü çok seviyorum" deyince, (Kıyâmette herkes sevdiği ile beraber olur) buyurdu.

Abdullah bin Muhammed hazretleri anlatır:

"Gözlerinden yaşları akarak ağlayan sâliha bir kadının 'İlâhî, hayattan usandım. Eğer ölümü satsalar, sana ulaşmak için, ölümü hemen satın alırdım' dediğini duydum. Bunun üzerine kadına dedim ki:

-Ameline güvenerek mi, böyle konuşuyorsun?

-Hayır, amelime değil, Allahü teâlâya olan sevgime ve hüsn-i zannıma güveniyorum. Ben onu sevdiğim hâlde acaba o, bana azap eder mi, dersin?

-Allahü teâlâyı hüsn-i zannın gibi bulursun, dedim."

Cüneyd-i Bağdâdî hazretleri buyurdu ki:

"Yûnus aleyhisselâm gözleri görmeyinceye kadar ağladı. Beli bükülünceye kadar kıyâm etti. Kuvvetsiz kalıncaya kadar namaza devam etti. Sonra (Yâ Rabbî, eğer seninle aramızda ateşten deniz olsa da onu aşar ve sana gelmeye çalışırım) dedi." Sevgi böyle olur.

Hasan-ı Basrî hazretleri buyurdu ki: "Allahü teâlâyı tanıyan, Oonu sever. Dünyayı tanıyan onu sevemez. Mü'min dünyanın faydasız işlerini unutmayınca neş'eli olamaz."

Birini Allah için seven kimse, onu yalnız, Allahü teâlâya itâat ettiği, sevdiği için sever. Hattâ Allahü teâlânın kulu olduğu, yaratığı olduğu için sever. Çünkü, Allahü teâlâyı çok sevdiği için böyle sevgiye kavuşmuştur. Nihayet aşk derecesine çıkınca, âşıklar gibi sevgilisinin köyünü, mahallesini sever. Evinin duvarlarını sever. Hattâ sevdiğinin köyünün köpeklerini, diğer köpeklerden daha çok sever. Böyle olunca, sevgilisinin sevdiklerini, sevgilisini sevenleri sevgilisinin sözünü dinleyenleri, kapıcısını ve hizmetçilerini, akrabâsını, yakınlarını da zarûri olarak sever. Çünkü onunla alâkası olan herkese, sevgisi de sirâyet eder. Muhakkak ki, Allahü teâlâyı sevmenin kuvveti, îmân kuvveti derecesindedir. Îmân ne kadar kuvvetli olursa, sevgi de o kadar kuvvetli olur. Allahü teâlâya itâat edenleri Allah için seven kimse, zarûri olarak onun düşmanlarını da düşman olarak bilir...

Ahmet Demirbaş'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.