Kaydet
a- | +A

Merkez Bankası''nın bir vakfı var. Her sene bir iki defa gündeme gelir, unutulur gider Bu vakfın hatırlanma sebebi emeklilerine yaptığı yüklü ödemeler. Kulaktan kulağa biraz değişir ama söylenen odur ki, eski bir Merkez Bankası başkanı her memur emeklisi gibi derecesine göre emekli sandığından emekli maaşını alır, banka vakfından da kendisine ayrıca 35.000 YTL ödenir. Yönetim kurulu üyeliğinden emekli olanlar 20-25, müdürlükten şeflikten emekli olanlar 8-15 bin YTL ayrıca, ayrıca derken emekli maaşlarının dışında para alırlar. Bu para niye insanların aklına bu kadar takılır. Bir özel şirket bir vakıf kursa, bu vakfın çeşitli gelir kaynakları olsa..emeklilerine de çeşitli miktarlarda para ödese kimse dert etmez. Nihayetinde helal olsun filan şirkete, derler. Bu şirketin bankası olsa yine dert edilmez. Ya da bu kadar haset edilmez diyelim. Merkez Bankası Vakfının biriken parası iki sene önce 2 milyar dolardan fazlaydı. Bu paranın kaynağı ne? Çalışanların maaşından yapılan kesinti değil herhalde. Muhtemelen kârdan düşük de olsa bir yüzdenin aktarılmasıyla biriken para. Sonra birikenin işletilmesiyle katlanan para. Şunu dahi anlarım: Rekabet ortamındaki bir kamu bankası olsa, personeli teşvik için kârdan belli bir pay ayrılsa.. Bu pay banka sandığına ya da vakfına aktarılsa normal karşılanabilir. Merkez Bankası''nda kârdan pay verilmesini hangi gerekçeyle normal karşılamalıyız? Bazı yorumlarda bu çarpıklığın düzeltilmesi lazım deniliyor. Nasıl düzeltilecek. Kapattım vakfınızı deseniz.. Biriken para ne olacak. Bugüne kadar yapılan ödemeler ne olacak? Halihazırda bu ek gelire kavuşma hayaliyle ve beklentisiyle çalışanların durumu ne olacak.. Bir nevi yıkım olur. Yumuşak geçiş yolu bulmak lazım. Ama mutlaka bulmak lazım. Borsa başkanlarının da yıllık 300-500 bin YTL civarında ek gelirleri oluyordu, göze battı.. Bir düzenleme yapılmadı ama bazı başkanlar şu kadarını bağışlıyorum, az alıyorum vs dediler. Üstelik o yılda bir defa alınan bir teşvik. Çok bulunursa düzenleme ile makul bir seviyeye çekilebilir. Banka vakfı öyle değil. Yüzlerce kişi istifade etmiş. Bundan sonrakilere kaldırdım bu uygulamayı demek kolay değil. Azalttım, demek bile zor. Bankadan kâr payı aktarılması durdurulsa bile biriken para eski mensupları yıllarca götürür. .... Dalan''ın belediye başkanlığı döneminde bir vakfı vardı. Başkanlık makamının imkanlarıyla besledi büyüttü. O vakfı başkan Dalan değil de vatandaş Dalan kursaydı, merkezin kirasını, personel maaşını verecek kadar dahi yardım toplayamazdı. Hal böyle olunca vakıf Dalan''ın değil, İstanbul Belediyesi''nin vakfı olmalıydı, kendisinden sonra gelen başkana devredilmeliydi. Belki mütevelli heyetinde eski başkanların da bulunması bir kurala bağlanabilirdi. ....

Dört sene önce bir düzenleme ile kamu kurumlarının kurduğu vakıfların çoğu kapatıldı, hem de bu yol kapatıldı. Ama beş on tanesine dokunulmadı. Statüleri mi özel başka bir sebeb mi var bilmiyorum. Bunlara da bir çözüm bulunmalı. Hiç olmazsa gelir kalemleri bir kurala bağlanmalı. ....

ADANA-KAYSERİ Adanalı ile Kayserili sohbet ederken zenginlikleri ile övünüyorlarmış. Adanalı: - Bizim orada güneş doğmadan biniyoruz arabaya, akşam oluyor biz hala çiftliğin öteki ucuna yetişemiyoz, demiş... Kayserili de: - Yav bizim de öyle bir arabamız vardı satıp yenisini aldık, demiş.

ÖNE ÇIKANLAR