Kaydet
a- | +A

İş adamı bir arkadaşım var. Orta hâlli denilebilir mi, belki.. Geçen sene sohbet ederken laf arasında şöyle bir araba alacağım, dedi. Şöyle bir araba dediği, o günün şartlarında 350.000 YTL idi. - Almasan iyi olur, dedim. Kendime göre anlattım. Orta hâlli bir sitede oturuyorsun. Dikkat çeker, insanlar girerken çıkarken rahatsız olur, konu komşu rahatsız olur. Biraz daha sade takılmak lazım. Olurlarsa olsunlar, dedi; ben afedersin it gibi çalışıyorum. Sabah 7''de çıkıyorum evden..bazen gece yarılarına kadar gelemiyorum. Çalışıyorum, kazanıyorum. Onlar da çalışsınlar. Çalışma kısmı tamam da kazanmak biraz da nasip işi. O farklı, gibi bir şeyler geveledim..rağbet görmedi. Galiba bu işlerin istisnası çok zor. İnsanlar zor durumda iken boynu bükük oluyor..İşler biraz iyi gidince ses tonundan yürüyüşüne, mimiklerine kadar her şeyleri değişiyor. Geçiş sürecinin uzunluğuna ya da kısalığına göre problem artıyor ya da azalıyor. Büyük esnaf çocuğu ailesinin şirketi ile birlikte büyümüşse problem olmuyor. Hazmederek geliyor. Aile yoksul, kendisi üstelik belli bir yaştan sonra belli bir servete kavuşuyorsa sonradan farkına varacağı problemler başlıyor. İşler iyi gitse de problem oluyor, kötü gitse de. ........ Yıllar önce bir yabancı ülkedeki piyango mevzuatını duyduğum zaman çok şaşırmıştım. Piyangodan büyük ikramiye kazananın eline hemen parayı tutuşturmuyorlarmış. Türkiye şartlarına göre düşünürsek, adam asgari ücretli işçi. Kazanmış 5 milyon YTL..eline vermiyorlar. Vasi tayin ediyorlar. Sosyal vesayet kurumu uygun görürse yeni bir eve taşınıyor, uygun görürse aylık harcama limitini artırıyor..Uygun görürse vesayeti kaldırıyor. Ama kazanan zaten aylık 30-40 bin liralık gelirin sahibi ise..böyle bir vesayete ihtiyaç duymuyorlar. ... Bizde bir söz vardır. Zenginliğin de fakirliğin de kokusu 40 yıl çıkmaz, derler. Galiba kastedilen bu.

>> BATI TRAKYA Batı Trakya''da Türk okullarına başörtülü gidilemiyormuş. Bazı Türk aileler çocuklarını Yunan okullarına gönderiyormuş. Yunan okullarında türban serbestmiş. ... Yunanistan''daki Türkler bizim soydaşımız olsa da netice de Yunan vatandaşı. Ama biz yıllardır, onları sahiplenmekte bir beis görmedik.

Üstelik bu işi çok usturuplu yaptığımızı zannettik. 60''lı yılların sonuna kadar oradaki Türk azınlık cuma günü tatil yapıyordu. Osmanlıca harflerle yazıp okuyordu. Kendi aralarındaki muamelatta Mecelle''yi esas alıyorlardı.

Bunları değiştirmeye biz zorladık. Sonra başlarına bir de atanmış müftü, seçilmiş müftü işi çıkardık. Hepsinin huzurunu bozup artık mutlu mu olduk, muradımıza mı erdik belli değil. Geçen gün Yunanistan''dan gelen bir arkadaşım, türban gündemdeki bir konu olduğu için anlattı. Bizim memlekette (Yunanistan) Türk okullarında (ortadereceli okul) türban yasak olduğu için bazı aileler çocuklarını Yunan okullarına gönderiyor. Onlarınkinde serbest dedi. Türban meselesini çok dert eden birisi olmadığım için hangi tarafın iyilik yaptığından da emin değilim. Böyledir bu işler. Birileri bizim ülkemizkileri soydaş sayıp iki satır beyanat verse iç işimiz deyip, infiale kapılıyoruz. Biz başka ülkelerdeki soydaşlarımızla ilgilenmeyi hak sayıyoruz. İlgilenip de ne yapıyoruz.

ÖNE ÇIKANLAR