Gazetelerde bir reklam... "Bizim marka dururken başka otomobil alınır mı? Gelin, bu fotoğraftaki aracı alın.. 16.600 TL" Arkadaşım bu araç bu fiyata alınır, dedi. Ben de bulamayacağını söyledim. Bulunmasa bu reklamı verirler mi, dedi. Reklamdaki telefon numarasını aradım: "Bugün reklamınız var gazetelerde" dedim; "reklamdaki aracı almak istiyorum." Elimizde yok, dediler. -Ne zaman gelir? -Bir ay içinde -O zaman da aynı fiyat olur mu? -Hayır olmaz -Peki elinizde yoksa bu ilanı neden verdiniz? -Belki elinde olan bayiler vardır. -Bu ilan mayıs ayından bugüne kadar hep çıktı.. Ama hiçbir bayinin elinde olmadı. -Siz en iyisi distribütör firma ile görüşün. ... Bunun üzerine bu aracı bu fiyata bulacağını iddia eden arkadaşım distribütör firmayı aradı.
Bir sonuç alamayınca noter kanalıyla ihtarname çekmeyi düşünüyor. Reklamdaki aracı bu fiyata istiyorum, diyecekmiş. Takıldığı nokta da şurası: Madem ellerinde böyle bir araç yok neden bu reklamı verdiler. Varsa bana neden yok, diyorlar. Göstersinler o aracı, vergi indirimi bitmeden peşin para ile alacağım, diyor. .... Olay basit de arkasındaki mantık o kadar basit değil. Bu ülkede bu işlerin denetleyeni yok. İşin gücün yok mu bu işlerle uğraşıyorsun dediğimiz adamlardan bir ikisi böyle durumlarda dava açsa kazansa.. medyaya konu olsa, ondan sonra benzeri bir firma, nasılsa arayan soran, hesap soran yok diyerek böyle bir ilan veremez. Verecekse stok durumunu bildirir. Stoklarla sınırlıdır demesi yetmez. Hesap sormaya gelenlere o tarihten sonra kaç tane sattığını belgeler. .. Fiyat meselesi ayrı bir konu. ÖTV indirimini yansıtırsın, yansıtmazsın..İndirime rağmen indirim öncesi fiyattan bile yüksek satarsın.. İşine gelmeyen almaz. Ama elinde olmayan aracın reklamını veremezsin. Versen bile "gelin, yazılın, parasını yatırın, filan tarihte gelecek" dersin. Demezsen birilerinin dedirtmesi lazım. İşte biz o denetim mekanizmasını arıyoruz.

