Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
"İki kocalı" sistem oyunu Yargıtay'dan döndü: İlki...
0:00 0:00
1x
a- | +A

Günümüzde sosyal güvenlik sistemi, yasal yollardan sigortalı olmuş ve yükümlülüklerini yerine getirmiş ihtiyaç sahiplerine bir can suyu olmak için vardır. Ancak bu sistemi yanıltmaya çalışmak, "Devletin malı deniz..." anlayışıyla hareket etmek, er ya da geç adaletin duvarına çarpar!

İşte tam da bu konuda, usulsüz maaş alıp tüyü bitmemiş yetimin hakkına göz dikenlere ders niteliğinde bir hukuki süreç yaşandı. Kâğıt üzerinde eşinden boşanıp, ikinci eşinin vefatıyla dul aylığı bağlatan, ancak ilk eşiyle aynı evde yaşamaya devam eden bir kadının oyunu, Yargıtay’ın son kararıyla tamamen bozuldu.

Gelin, "Yalancının mumu yatsıya kadar yanar" sözünü kanıtlayan bu ibretlik davanın tüm detaylarına yakından bakalım.

YEREL MAHKEMEI: KADIN HAKLI, SGK MAAŞI KESEMEZ DEDİ!

Hikâyemiz Bartın’da başlıyor. Davacı kadın, ilk eşiyle 2005 yılında boşandığını, ardından hemen başka biriyle evlendiğini ve bu ikinci eşinin 2007'de vefat etmesiyle kendisine ölüm aylığı (dul maaşı) bağlandığını belirtti.

Ancak SGK sosyal güvenlik denetmenleri, kadının aslında ilk eşiyle fiilen aynı evde yaşamaya devam ettiğini tespit etti. Bunun üzerine SGK, kadına tam 206.764,79 TL borç çıkardı ve maaşını kesti.

Kadın, bu işlemin iptali için Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi’nde dava açtı. İlk derece mahkemesi, kadının savunmalarını haklı bularak davanın kabulüne karar verdi. Yerel mahkeme, boşanmanın anlaşmalı (muvazaalı) olmadığını düşündü ve SGK'nın çıkardığı borcu iptal ederek kadına yeniden maaş bağlanmasına hükmetti. Yani ilk raundu davacı kadın kazandı.

BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ: SGK HAKLI DEDİ!

SGK avukatları bu karara hemen itiraz ederek davayı istinaf mahkemesine taşıdı. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi dosyayı derinlemesine inceledi. Mahkeme, dosyada çok çarpıcı bir delile rastladı: Davacı kadın, SGK denetmenine kendi eliyle imzalayıp verdiği beyanında, 2006 yılından beri ilk eşiyle birlikte yaşadığını açıkça itiraf etmişti!

Üstelik komşuların ifadeleri, adres kayıtları ve hastane (MEDULA) kayıtları da bu birlikteliği açıkça kanıtlıyordu. Kanuna göre, devletin resmî memurları tarafından tutulan tutanakların aksi somut delillerle ispatlanmadığı sürece geçerliydi. İstinaf mahkemesi, "Görünen köy kılavuz istemez" diyerek yerel mahkemenin kararını tamamen kaldırdı ve kadının davasını reddetti. Yani, usulsüz maaşın iptali onaylandı.

YARGITAY: SGK’NIN MAAŞ KESME VE BORÇ ÇIKARMASI HAKLI

Maaşı kesilen kadın, bu kez kararı Yargıtay’a taşıdı. Avukatı, "Müvekkilim hak kaybına uğramasın diye adresi eski eşiyle aynı görünüyordu, tünel inşaatlarında çalışan eski eşi sadece çocuklarını görmeye geliyordu" dese de bu savunma yüksek mahkemeyi ikna etmeye yetmedi.

Dosyayı inceleyen Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 05.05.2026 tarihinde oy birliği ile son noktayı koydu. Yargıtay, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi’nin verdiği kararın kanuna, usule ve hayatın olağan akışına tamamen uygun olduğuna hükmetti.

Kadının temyiz talebi reddedildi ve istinafın "maaş kesme ve borç çıkarma" kararı ONANDI. Üstelik davacı kadın, 40.000,00 TL'lik duruşma vekalet ücretini de ödemeye mahkûm edildi.

HASILIKELAM: "Geç gelen adalet, adalet değildir" derler ancak bu davada adalet tam zamanında ve tecelli etmesi gerektiği gibi tecelli etmiştir. Devletin sağladığı sosyal haklar, gerçekten muhtaç olan dul ve yetimlerin hakkıdır. Hileli yollarla, kâğıt üstünde ayrılıp arkadan iş çevirenler bilmelidir ki; devletin gözü her yerdedir. Kul hakkına giren, eninde sonunda adalet önünde hesabını verir ve hem aldığı maaştan olur hem de büyük borçlarla baş başa kalır. Doğruluktan şaşmamak, her zaman en kazançlı yoldur.

İsa Karakaş'ın önceki yazıları...