"Dost bî-vefâ, felek bî-rahm, devran bî-sükûn..." Fuzûlî’nin asırlar öncesinden fısıldadığı gibi; devran istikrarsız, felek merhametsiz ve bazen hayatın en acı gerçeği olan ölüm, hiç beklenmedik bir anda kapıyı çalmaktadır.
Dünya hayatı bir misafirhane, insan ise bu hanın geçici bir fânisidir. Bir hayat ışığı söndüğünde, geride kalanlar için sadece manevi bir ‘matem’ değil, aynı zamanda geçim derdi başlar. İşte tam bu kırılma noktasında SGK’nın sosyal güvenlik şemsiyesi devreye girer. Vefat eden sigortalının geride bıraktığı ailesine ve sevdiklerine âdeta bir hâmi olur.
Bu yazıda SGK’nın karmaşık mevzuat labirentlerini ayıklayarak, çoğu kimsenin farkında olmadığı ölüm sigortasından sağlanan maaş ve diğer yardımları ve bu maaş ve yardımlardan mahrum bırakılma hâllerini elbette sevgili okurlarımız için kaleme aldık.
"CAN SUYU" YARDIMLAR...
SGK, şartların bulunması hâlinde sigortalının vefatı durumunda geride kalanların mağdur olmaması adına dört temel yardım kalemi yapmaktadır. Bu yardımlar, ocağın tütmeye devam etmesini sağlayan birer can suyudur:
- Ölüm Aylığı: Şartları taşıyan hak sahiplerine bağlanan, süreklilik arz eden maaştır. Dul eş, çocuklar ve ana-babaya bağlanır. Dul kalan eşe aylık bağlanabilmesi için ölüm anında resmî evlilik birliğinin mevcudiyeti şarttır.
- Ölüm Toptan Ödemesi: Aylık bağlanması için yeterli primi olmayan sigortalının birikmiş primlerinin hak sahiplerine iade edilmesidir.
- Evlenme Ödeneği: Halk arasında "çeyiz yardımı" olarak bilinen, yetim aylığı alan yetim kız çocuklarına evlenmeleri hâlinde yapılan toplu ödemedir.
- Cenaze Ödeneği: Vefat eden sigortalının defin masraflarına omuz vermek amacıyla yapılan bir defalık nakdî yardımdır.
Bu yardımlar, “ölümden sonra hayat devam eder” gerçeğinin somut karşılığıdır. Aile, “her şey bitti” derken SGK “henüz bitmedi” der.
ÖLEN SİGORTALIYA DAİR ŞARTLAR
Ölüm aylığının bağlanabilmesi için vefat eden müteveffanın (ölen kişinin) sistemde belirli bir iz bırakmış, yani prim ödemiş olması iktiza eder (gerekir). Bu şartlar sigortalılık kollarına göre değişiklik gösterir:
Genel Kural: 1800 Gün Şartı:
Hangi sigortalılık kolunda (4/a, 4/b veya 4/c) olursa olsun, vefat eden kişinin en az 1800 gün malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş olmalıdır. Bu 1800 günün tamamlanmasında, sigortalının sağlığında yaptığı veya vefatından sonra hak sahiplerinin yapacağı tüm borçlanmalar (askerlik, doğum vb.) geçerli sayılır.
İşçilere (SSK/4/1-a) Tanınan Özel Kolaylık: 5 Yıl ve 900 Gün
Sadece eski adıyla SSK'lı (4/1-a) olanlar için daha esnek bir formül mevcuttur. Borçlanma süreleri hariç olmak üzere:
- En az 5 yıldan beri sigortalı bulunmak,
- Toplam 900 gün prime sahip olmak kâfidir.
Vefat eden sigortalılar için bu 900 günün hesabında hiçbir borçlanma (askerlik, doğum vs.) dikkate alınmaz. Hizmetlerin borçlanmasız olması şarttır.
Birden fazla statüde (hem memur hem esnaf, hem işçi olarak) çalışıp vefat edenlerin durumunda karmaşayı önlemek için "son tabi olunan sigortalılık hâli" esas alınır.
EMEKLİ MAAŞI VE YARDIMLARDAN MAHRUMİYET
Miras hukukundaki "katil mirasçı olamaz" ilkesi burada da geçerlidir. Aşağıdaki durumlarda kesinleşmiş mahkeme kararı olan kişilere ölüm sigortasından asla emeklilik aylık bağlanmaz:
Hak sahibi kavramı kanunda net tanımlanmıştır: Sigortalının ölümü hâlinde gelir veya aylık bağlanmasına hak kazanan eş, çocuk, ana ve babasıdır. Ancak her kapı herkese açık değildir. SGK (5510 s.) Kanunu kırmızı çizgiler çizer:
- Müteveffayı kasten öldüren veya öldürmeye teşebbüs eden,
- Ağır suç işleyen,
- Aile hukukundan doğan vecibelerini önemli ölçüde yerine getirmeyen ve bu yüzden mirasçılıktan ıskat edilen kişiler,
- aylık alamaz. Kesinleşmiş yargı kararı yeterlidir. Mahkûmiyet şartı aranmaz. Adalet, merhametsizliğe geçit vermez.
HASILIKELAM: Kişinin kendi velinimetini (kendisine maaş bağlatacak ölen sigortalıyı) kasten öldürdüğü sabit ise, ceza davasının teknik mahkûmiyet şartlarına bakılmaksızın ölüm emeklilik aylık hakkı doğrudan elinden alınır.

