Kaydet
a- | +A

Ben hâlâ cumhurbaşkanlığı için sürpriz bir aday bekleyenlerdenim. .... Eskiden şöyle bir zannım vardı: Bu tip tartışmaları ilkokuldaki münazaralar gibi zannederdim. Kim iyi konuşursa, kim derdini iyi anlatırsa, kim ikna ederse, kim kanunu, nizamı, anayasayı iyi bilirse, kim konusuna hakimse o ya da tarafı kazanır zannediyordum. Bunun böyle olmadığını farkedince.. Kanun diyor ki, anayasamız diyor ki, Fransa''da şöyle, Almanya''da böyle faslını bıraktım. Oralarda nasıl olursa olsun burada böyle. Burada işlerin anayasaya, kanunlara uygunluğu yetmez. Yerine göre uymasa da olur yerine göre kılı kırk yararak uydurulsa da olmaz. İşin anlayamadığım tarafı şurası: Adını ne koyarsanız koyun..ister yapı deyin, ister sistem..ister düzen. Yakın bir gelecekte bir değişikliğe gidileceği anlaşılıyor. Bizim bizim gibi sıradan insanlar bile farkediyorsa devlet adına iş yapan, karar veren, düşünen insanların farketmemesi öngörmemesi mümkün değil. Niye değişime yahut dönüşüme önayak olup yönlendirmek yerine hep geciktirmek için uğraşıyorlar. Yatıp kalkıp olmazlara kafa yormak yerine olabilir, mümkündür..değişiklikler öngörüyoruz, hazırlıklarımızı ona göre yapıyoruz demiyorlar. Bir tek MİT Müsteşarı''nın bazı öngörüleri oldu..rağbet görmedi..geçiştirildi. Derler ya: hayat ileriye doğru yaşanır, geriye doğru anlaşılır. Çok değil, beş sene sonra bugünlerimize gülüp geçeceğiz. Bugünlerin ateşli savunucuları o zaman ne yapacak.. Belki bizden daha hızlı ayak uydururlar.. Belki de 12 Eylül öncesini yadeden zıt kutuplar gibi bugünlerine hayıflanırlar. .... Öne alınmazsa altı ay sonra genel seçimler var. On sene koalisyonlarla giden Türkiye, sonra birdenbire ani olmasa da köklü bir kararla tek parti iktidarına geçti. Millet iradesi böyle birşey demek ki.. Bakalım altı ay sonra iradeniz nasıl tecelli edecek. Parlamentoya daha çok parti sokarsanız gerekçeniz ne olacak.. Temsilde adalet dersiniz belki.

> REKTÖR VE PAPAZ Refik Baydur''u TİSK Başkanı iken ekranlarda çok sık görürdük. ... ABD''de okuyan torununun mezuniyet töreninde üniversitede karşılaştığı manzarayı şöyle anlatmıştı: "Törende rektör ve papaz konuştu. papazın niye konuştuğunu sordum, ''papaz burada öğrencilerin herşeyi..her dertlerine o koşar, çözer '' dediler. Adam felsefe ve psikoloji okumuş. İşte ben buarada bu ayarda hoca istiyorum" Bu özenti Sakıp Ağa''da da vardı. "Gardaşım Amerika''da hastanedeki odamda çekmeceyi çektim incil var.. Biz de hastanelerimize Kur''an-ı kerim koyabiliriz. Biz de din adamı bulundurabiliriz. vs" derdi. İhtiyaç mı değil mi den önce işin seremonik kısmına takılıyorlar. Ya da o tarafa doğru çekiştiriyorlar.

ÖNE ÇIKANLAR