Kaydet
a- | +A

Odalar dolusu kitap, bunca basılı

kağıt, Akıl ve selüloz karışımı. Hamurdan yoğrulmuş kafalarınız; Ben yokum beni karıştırmayın. Kulaklarımı balçıkla sıvadım ben,

Vıdı vıdı vıdı... Bunca sözü nereden buluyorsunuz? Ne kadar çok şey

istiyorsunuz, Ne kadar çok şey

biliyorsunuz... Mezar taşlarından,

kitabelerden çok.

(Cahit Koytak) ..... sikiyatr Kemal Sayar''ın Amerikalı romancı Norman Mailer''den naklettiği, "Çok değil elli yıl sonra, best-seller''ları bilgisayarlar yazacak tespiti ilginç. Hayaller yitirildi. Günümüzde herşeyin sentetiği yapılabildiği gibi hayallerin de sentetiği üretilebiliyor. Televizyon bir hayal üretme cihazı olarak yitirilmiş sahici hayallerin yerine sentetiklerini koydu. Artık edebiyat kıyılarımızdan çekilebilirdi. Evlerine misafir gelmesin diye, bayram günlerinde tatil yörelerine kaçan insanlar neden zihinlerine bir romandan yabancı bir kişiyi buyur etsinlerdi? Edebiyat hayallerini yitirmemiş insanların meşgalesi.. Hayallerimizi yitirmek istemiyorsak saflarımızı sıklaştırmak zorundayız. Okur yazar üç beş kişi birbirinin soluğunu hissedebilmeli. "Ben yaşıyorum ya sen?" diyebilmeliyiz birbirimize. Mataramızdaki su hep azdı herkes bir yudum içerse yeter bu su bize.. Ne de olsa hayallerimiz koca bir deniz.

Herkes okula Doğu''da onun bunun kapısını çalıp, yerine göre tatlı sert, bazan örtülü tehditle çocuklarını toplayıp zorla okula kaydettirince ne olacak? Hele her gün çetele tutmalar.. "Bugün de üç çocuğu kurtardık" hesabı. Sanki üzüm yemekten çok bağcıyı dövmek bizi daha çok mutlu ediyor. Çocukların çok derdimiz olduğunu zannetmiyorum. Belki ilerde, herkese, her kesime kendi şartlarında okul açma, izni verecek hale gelirsek.. Ev kapısı çalıp ana baba ikna etme derdinden kurtuluruz.

ÖNE ÇIKANLAR