İki hafta önce Nihat Genç bir analizinde Türkiye''de yeni bir sınıfın varlığından sözetti. Adı konulmamış bir sınıf. Sosyologları, bu işe kafa yoran aydınları bu sınıfı tahlil etmeye, incelemeye, bu sınıfa isim bulmaya davet ediyorum, dedi. Bu sınıf şehirli değil. Bu sınıf köylü de değil. Babaanne köyde yaşıyor. İki ineği var, ama onlara muhtaç değil..Mısır tarlası var.. Oğullarından biri Amerika''da..öğretim üyesi.. Biri Şişli''de büfecilik yapıyor. Bir diğeri orta halli müteahhit. Torunlar yabancı üniversitelerde okuyor, dil biliyor. Akrabaları belediyede. Akrabaları parlamentoda. Akrabaları bürokraside. Köyle irtibatlarını koparmamışlar. Mal mülk dertleri yok. Bürokraside hiçbir sıkıntıları yok. Normal insanların aşamadıkları problemleri hiç takılmadan halledebiliyorlar. Bunlar için köy hem baba ocağı hem sayfiye yeri. Eski ev olduğu yerde duruyor, tarlaya villa yapmışlar. Köye geliş gidişleri lüks araçlarla oluyor. Artık köylere gidip gelen minibüsleri köylüler kullanmıyor. Köyün imamı, öğretmeni, ebesi hemşiresi kullanıyor. Bu sınıfın tepkileri, refleksleri, vicdan azabı deyince anladığı şeyler, dürüstlük anlayışı biraz farklı. İmar yolsuzluğunu, imar affını, devletle ilişkilerinde, ihalelerde azıcık katakulliyi, suç saymıyor. Bu sınıf cumaya gidiyor. Orucunu tutuyor. Çocuğuna Kur''an-ı Kerim öğretiyor. Ailede başı açık olanlar da var. Bu büyük bir kitle..neredeyse ülkenin yarısı..siyaset bilimciler, sosyologlar bu sınıfı tanımıyor. Onun için analizlerinde, tahminlerinde yanılıyor.. Kayıtdışı deyince de bu sınıf akla geliyor. Eski kalıplarla, ortahalli bir aile çocuğu sayılan kişi, okulunu bitirip iş hayatına atıldıktan sonra..yahut memur olduktan sonra emekliliğine yaklaşınca ancak bir ev bir araba sahibi olabilirdi. Bu sınıfın çocukları hayata başlarken evi, arabayı, işi hazır buluyor. .... Benim de bu sınıfın vasıflarına bir katkım olsun: Bu yeni sınıfın iki türlü doğrusu var..Bir resmi doğruları..Bir de inandığı doğrular. Bu iki doğru arasındaki makas bazıları için sahtekârlık bu sınıf için uyanıklık sayılıyor. Öteki Türkiye denilince kastedilen kitle farklı. Bunlar daha farklı..Beriki Türkiye..
>> PETROL
Bugün otomobiller yüz kilometrede ortalama 6-7 litre benzin tüketiyor. Çok değil beş sene sonra yollarda üç litreden fazla yakan araç kalmayacak. 8-10 sene sonra en fazla bir litre tüketen araçlar..Sonra petrol devre dışı. Bu işe kafa yoranların derdi sizin gideriniz değil. Petrol tüketimi tedrici olarak azaltılacak ve sonra sıfırlanıp alternatif enerjiler devreye sokulacak. Türevleri daha uzun süre kullanılacaktır belki ama uçaklar dışında karayolu araçlarında benzin-mazot işi bitecek. Petrol geliri olmayan Orta Doğu ülkeleri ne yapacak? İşleyip satanlar ne yapacak? Bununla ilgili ilginç projeksiyonlar var. Petrol gelirini paylaşan aileler batı ülkelerine yerleşecek..Halk sefaletiyle baş başa kalacak. Artık her yoruma her şey petrol için satırıyla başlamak anlamsız. Bu sefer gerekçeler farklı..Arzı kontrol altında tutarak alternatif enerjilere geçişi hızlandırmak istiyorlar.

