Malum, bizim ülkemizde de çok büyük dış politika uzmanları, stratejisyenler, tecrübeli devlet adamları var. Onlar varken bize teklifte bulunmak bile düşmez ama söylemeden edemiyorum. Bu Ermeni soykırımı tasarısı üç beş yılda bir başımıza dert oluyor. Çırpınıp duruyoruz. Biz bununla uğraşmak yerine şöyle deseydik nasıl olurdu: "Bizim bu konuda yaramız yok ki gocunalım. İstediğiniz tasarıyı hazırlayın, istediğiniz kanunu çıkarın. Ne haliniz varsa görün." Yani, komisyondan geçen, genel kurulda oylanacak olan tasarıyla hiç ilgilenmeseydik. Tepki demeçleri vermeseydik.. Kimseyle görüşmeseydik daha iyi olur muydu? Dış politika dengeleri kurulurken ülkeleri ya da diplomatları "Haklılar-Haksızlar" diye ayırmıyorlar. Eğriyi doğruda aramıyorlar. Oysa biz hep haklılığımızı, yanlış anlaşıldığımızı, başkalarının bizi anlamakta zorluk çektiğini tekrarlayıp duruyoruz. Güya emsal örnekler gösteriyoruz. İnsan hakları diyen Avrupa''ya, "Siz önce kendinize bakın" diyoruz.
Tasarıyla uğraşan ABD''li parlamenterlere Kızılderilileri soruyoruz. Bazan küsüyoruz. Bazan oh be bunu da atlattık diyoruz.. Ama bir türlü işimize bakamıyoruz. İngiltere''yi kimse yanlış anlamıyor. ABD''yi de..
Almanya''yı da.
Rusya''nın bile yanlış anlaşılma korkusu yoktur. Yanlış anlaşılmamanın yolu ne? Bunu yanlış anlaşılmayan ülkelere bakarak anlayabilirsiniz.

