"Bölünmez bütünlük" lafını bizim kadar kullanan yoktur.
İddia ediyorum hergün her tv bülteninde, her gazete
sayfasında şu veya bu vesile ile verilen bir demeçte bu sözü bulabilirsiniz.
Üniversite açılışı yapılıyor.. Rektör kürsüde.. Ne dediğinin önemi yok. Konuşmasını bu satırlarla bağlaması önemli."Ülkemizin bölünmez bütünlüğüne..."
Köprü açılışında aynı.
Hastane açılışında aynı.
Bizi bu konuda hassas yapan ne?
Amerika bölünme korkusu yaşamıyor..
Dertli Irak bile yaşamıyor.
Yunanistan yaşamıyor.
Almanya yaşamıyor.. Biz niye her satırın başını ve sonunu bu işe ayırıyoruz.
Velevki böyle bir derdimiz olsa dahi bunu her satırda vurgulamak, her işi bir kenara bırakmak neye hizmettir.
Rektör, üniversitelerdeki
ödenek yokluğundan, telefona ayıracak para olmadığından dert yanıyor, YÖK başkanı "Geçin onları" deyip bölünmez bütünlükten, tehlikelerden, sistemden, rejimden sözediyor.
Bu hakikaten bir hassasiyet mi, geçim yolu mu,
problemleri bastırma metodu mu?
Dünya Bankası, Türkiye raporunda, 1.7 milyon Türkün
günde 1 dolardan az gelirle açlık sınırında olduğunu, 24 milyon kişinin karnını zor doyurduğunu belirtiyor.
Beyler biraz da bu işlere bakın.
....
Türkiye''de onlarca üniversite var.
Açılış gününde rektörlerin yaptığı konuşmaları
alın harmanlayın, tekrar dağıtın değişen birşey olmaz.
Hepsi aynı şeyleri söylüyor. Söylediklerinin içinde üniversite ile, ilimle, öğrenciyle ilgili
tek satır yok.
Bölünmez bütünlük, yurdu düşmandan savunmak, sinsi düşmanın oyununa gelmemek vs.
....
Bunlar yanlışlıkla yurt dışındaki üniversitelere kabul edilip orada da açılış konuşması yapsalar
bocalarlar.
Alman''ı, Amerikalı''sı bunların ne dediğini anlamaz. Kürsüdeki adam ne iş yapıyor diye sorarlar.
Hiç kimse bizim gibi düşünmek, bizim gibi inanmak, bizim gibi yaşamak zorunda değil.
Biz mutabakatı, birlikte yaşamayı
ya bilmiyoruz ya da işimize gelmiyor.
Şunun için gelmiyor olabilir: Eğer tarif doğru yapılırsa bu işten geçinenler işsiz kalır. Kaynaklar daha faydalı yerlere aktarılır.
Onları bu korkudan kurtarmak lazım.
İşsiz de kalsanız ömür boyu maaşa bağlanacaksınız, yeter ki
yakamızı bırakın, demek lazım.

