Birkaç senedir, nevruz ateşinden devlet erkanı da atlıyor.
Bu ne anlama geliyor, halkla iç içe olmak gibi bir şey mi?
Yoksa nevruzun ille de kutlanması gerekiyorsa onu da biz kutlarız, siz yorulmayın, başımıza iş çıkarmayın gibi bir şey mi?
Bana iğreti geliyor, gelmekle kalmıyor, bu işin meraklıları tarafından çok sıcak karşılandığını, sempatik bulunduğunu da zannetmiyorum.
...
Aynı erkan toplanıp bir yerde çiğ köfte yoğursa bana daha sempatik gelir.
Ama çiğ köfte yoğurma işi takım elbise ile, üniforma ile, koruma kollama heyeti ile nasıl olur onu bilmiyorum.
...
Dün gazetelerde bir haber vardı.
Fırın üreten bir firma museviler için özel bir ürün geliştirmiş.
Ürünün özelliği şu:
Cuma günü pişirdiğin yiyecekleri
24 saat aynı sıcaklıkta muhafaza ediyor.
Niye?
Museviler, inançları gereği cumartesi günü ateş yakmıyor..Elektrikli de olsa mutfaktaki ocaklarını, fırınlarını kullanmıyor.
Böyle bir ürün onlar için çok cazip..Avrupa ülkelerinde ilgi de görmüş.
Bu haber üzerine şöyle bir fantazi kurulabilir:
Farzedin ki, bizim nüfusumuzun kahir ekseriyeti musevi..ama idari yapımız, devlet kurum ve kurulları aynı..
Bizim devlet katı, böyle bir derde nasıl bir çözüm üretir?
Kimse cumartesi günü dışarı çıkmıyor, ateş yakmıyor, yemek pişirmiyor..
Aynı inancı paylaşan kamu görevlileri sıkıntı yaşıyor..
Ve iş dönüp dolaşıp, en üst kurula kadar taşınıyor.
Güvenlik kurulumuz da üyeleri ile toplanıp durumu değerlendiriyor..Nasıl bir çözüm üretirler size göre?..
Yani; "Ne yapalım canım, madem böyle inanıyorlar, biz de gereği neyse onu yapalım" mı, derler..
Yoksa, bu devirde, bu çağda olacak iş mi? Ateş yakmayanlar hakkında bilgi toplansın.
Ateş yakmayanlara kamuda gödev verilmesin.
Anası babası ateş yakmayanın çocuğu da şu şu şu görevleri yapamasın..
Dinle ilgili kurumumuz vatandaşlarımıza ateş yakılabileceğini anlatsın.
Herkes ikna edilsin.
Bakın, biz devletiz, yakıyoruz bir şey olmuyor denilsin, biçiminde bir görüş mü ağırlık kazanır?
...
Bizim halka yakınlaşma fasıllarımız biraz ağa-maraba
filmlerindeki sahnelere benziyor.
En masumane teşebbüslerimiz bile iğreti..Mesela on sene önce hadi polisle halkı kaynaştıralım kampanyası açılmıştı..
İşte ne yapalım efendim, polis gününde..karakollarımıza bi termos çay, biraz da kurabiye koyalım..halk gelsin, gülümseyip çay kurabiye dağıtalım..kaynaşalım..
Oh ne güzel..Ne de kaynaşmıştır halk.
İlkokullardaki yerli malı yurdun malı haftası gibi..
Yahut bir başka kurum mensuplarımız gitsin, köyde çoluk çocuğa baksın, muayene etsin, ilaç dağıtsın, gülümsesin..Sonra okulda defter kalem dağıtsın..Kaynaşalım..
Hadi promosyon olarak bir de nevruz ateşinden atlayalım..
Atlayalım da nevruz ateşi 70 milyonluk ülkenin yüzde kaçının derdi?..
Bu ne gözyaşartıcı incelik?!.

