Kaydet
a- | +A

Sokaktan yüz adam çevirdik diyelim... Önlerine birer beyaz kâğıt koyduk ve ekonomi nedir diye sorduk. Büyük oranda mali piyasalar hakkında karalama yapacaklardır. Özeti döviz, borsa ve faizdir. İlginç bir durumdur. Şartlandırma... gibi.

Belki de ekranlarda ekonomi diye yutturulan ve renkli grafikler, yanıp sönen ışıklarla süslenen mali piyasa verileri buna yol açıyor.. Bu posteri araladığınızda arkasında tuhaflıklarla dolu bir "gerçek ekonomi" tablosu görünüyor.

Yoğun ithalat, azgın vergiler, kalitesiz ürünler, cari açık gibi konuların cevapları bu derinlikte gizli.

Hayvancılığı, tarımı bir kenara bırakalım, sanayi üretimi konusuna uzman olmayan meraklı bir adam baktığı zaman başka şeyler görüyor.. Yüz liralık ihracat yaparken doksan liralık ithalat yaptığımız hep söylenir ya. Onlarca örnek var ama petrokimya tesislerinde üretilen ve polimerler grubu adı altında sınıflandırılan ara mamuller gündelik hayatımızda çok fazla yer tuttuğu için bu sektörden örnek verelim.. Pencere çerçeveleri, PVC borular, kablolar, bir yığın plastik eşya, torba poşet, araba iç aksamı aklınıza ne gelirse sayabilirsiniz..

Baktığınızda Türkiye'nin sanayileri bu imalatları yapmak için milyonlarca ton plastik ham maddesi ithalatı yapıyor.

Sebebi açık Türkiye'de bir tek petrokimya tesisi var ve talebin yüzde 16'sını karşılayabiliyor. % 84'ü ithal ediliyor..

İşin uzmanları gerçek ekonomilerin ham petrolü ithal ederek imalat sanayilerine bu türden ara mamul sağladıklarını ve şu andaki talebi karşılamak için Türkiye'nin de en az dört petrokimya tesisine daha ihtiyacı olduğunu söylüyor. Mecburen ithal edilen bu termoplastiklere milyarlarca dolar para ödeniyor.

Yine işin uzmanlarına göre bu ara mamullerin ülkede üretilmesiyle elde edilecek olan katma değerle, kurulacak petrokimya tesisleri iki yıl içinde yatırımlarını amorti edebilecekler. Plastik sektörü her yıl yüzde 15 büyüdüğüne ve üretim yetersiz olduğuna göre ithalat yaptığımız ülkelerin ekonomilerine çalışıyoruz demektir. Dışa bağımlılık o halde ki ihracat yapıyor olmamız sonucu değiştirmiyor. Sadece el âlemin ara mamulünü bu ülkede küçük kârlarla işlemekten öteye gidemiyoruz.

Aslında işin sebebi şu:

Devlet ithalattan aldığı dolaylı vergilerden, verginin vergisinden katiyen vazgeçmek istemiyor. Bu gelir kalemi uğruna sanayiyi de denetlemiyor. Cari açık dediğiniz meselenin ana kalemleri de bu tip işlerden çıkıyor. Aksi durumda devlet bu vergi kaleminden vazgeçecek bir o kadar parayı da kurulacak petrokimya tesislerine teşvik olarak vermek durumunda kalacak. Fakat sonuçta gündelik olarak kullandığımız yüzlerce plastik esaslı eşyada gözle görülür kalite iyileşmesi yaşanacak ve katma değeri ülkede kalacak olan gerçek ihracat başlamış olacak.

Aslında işin bir de trajikomik tarafı var. Pahalı ithalat ve ağır vergiler altında iş yapan ve "denetlenmeyen" plastik sanayii ilginç kâr teknikleri üretmiş vaziyettedir. Kullandığınız plastik mamullerdeki maliyet düşürücü "dolgu malzemesi meselesi" ve imtiyazlı ithalat imkânı olanlar en az iki yazı konusu olur...

ÖNE ÇIKANLAR