Bu ülkede "hak" kamuoyu planında akıl ve mantığın dağıttığı bir şey değil. Burada hakkı ideolojik saplantılar dağıtıyor. Vicdana yer yoktur. Vicdan yerine saplantılar ve menfaat hesabı var. Kamuoyu nezdinde yanlış bir iş yapmakla itham edildiğiniz zaman akıl, mantık ölçüleriyle ve yürürlükteki kanunları mesnet göstererek kendinizi temize çıkaramazsınız. ..... Kamuda bir yerlere gelmek isteyenlerin, "yanlış anlaşılırsam" endişesi var.
Bir yerlere ve birilerine yaranma telaşı var. ..... Anayasamızda yeri ve adı zikredilen birçok müessese, kurum olmasının yanı sıra mensuplarının inanç ve prensipleri itibariyle aynı zamanda birer güç odağı durumunda. Büyük ekseriyetle iş başına gelmiş bir iktidar da olsa neyi nasıl yapacağına karar vermeden evvel buraların tasvibini almak zorunda. ..... Ortak inanç ve prensipler derken çağdaşlık mefhumu ilk sırayı alıyor. ..... Millet Meclisi yoluyla da faaliyet yapılamıyor. Ahali ilgisizlik içinde. Başka yerlerde her yüz kişiden 80-90''ı şu veya bu derneğe üyedir. Türkiye''de de benzeri dernekler var ama kapalı devre çalışıyor. Tabanla bir ilgileri olmadığı gibi tabanın da bu işlerle ilgisi yoktur. Böyle olunca da azınlık sözsahibi durumuna geçiyor. Belli mevkilere gelecek isimlerin yapısı azınlık tarafından tespit ediliyor. ..... Nemelazımcılık şaşmaz prensip. Sebepleri var. Birincisi asırlık devlet geleneği.. Allah devletimize zeval vermesin inancı. İkincisi ekonomik meseleler ve aile problemleri yüzünden vaktini aile dışına taşıyabilen, sosyal faaliyette bulunabilen insan çok az. Herkes özel hayatına gömülmüş. Seyirci olmayı seviyor. Müdahalecilik yok. ..... Musa aleyhisselam zamanında bir adam yaptığı her türlü kötülüğe ve fenalığa rağmen hiçbir cezaya çarptırılmayınca Musa aleyhisselama gitmiş. -Sen, demiş; hiçbir kötülük karşılıksız kalmaz, Allah cezasını verir, diyorsun. Oysa ben her türlü kötülüğü yaptığım halde hiçbir ceza görmedim. Üstelik her geçen gün işlerim iyiye gidiyor. Musa aleyhisselam işin hikmetini merak edince cevabı vahyolunmuş: -Biz ona en büyük cezayı verdik, farkında değil. Ondan gözyaşı ve duayı kaldırdık.
TCK TCK''nın yürürlük tarihi altı ay ertelensin talepleri var.
Altı ay sonra ne olacak? O arada endişelerimiz giderilir, gerekli düzeltmeler yapılır hesabı mı var..Sabah ola hayrola hesabı mı? Bu kanun kabul edilmeden önce çeşitli taslaklar elden ele yıllarca dolaştı. Bir önceki hükümet döneminde..Ondan öncekinin döneminde..Bu hükümet döneminde..Senelerce ses çıkarmadan bekleyip, kanun kabul edilip yürürlük tarihi belli olduğu zaman, "eh nihayet" deyip, yürürlük tarihi yaklaşınca öldük bittik, emniyet, istihbarat, basın..zanlılar, hırsızlar, diyerek feryat etmek ne anlama geliyor. Yeni mi farkına vardık, yoksa biraz gürültü çıkarıp şerh koymuş olalım, yarın birgün lazım olur hesabı mı yapıyoruz. Yürürlükten kaldırın, olmazsa bir daha koyun, değiştirin koyun, değiştirmeden koyun, bazılarını değiştirip koyun..Benim için hiç sakıncası yok. Beni şaşırtamazsınız.

