965 seçimlerinde milli bakiye sistemi uygulandı. Bu sistemde her parti aldığı oy oranına göre parlamentoda temsil ediliyordu. Yüzde 7 oy almışsa parlamentoya 38 milletvekili gönderiyordu. Yüzde 3 oy almışsa 16 milletvekili. Tek başına iktidar için en az yüzde 51 oy gerekiyordu. Temsilde adalet sağlanmıştı, ama bu sistemi o gün yürürlüğe sokanların derdi temsilde adalet değildi. Bugün AK Parti deyince hangi kaygılar seslendiriliyorsa o günün Adalet Partisi''ne de aynı gerekçelerle karşı çıkılıyordu. Bu seçim sistemine rağmen AP yüzde 52 oyla 240 milletvekili çıkarmıştı. Sonraki seçimde (69''da) milli bakiye sisteminden vazgeçildiği için daha az oyla (yüzde 46) daha çok milletvekili çıkardı. Sonrası malum.. 12 Mart, 12 Eylül.. ve tepki anayasası ile birlikte yeniden ele alınan seçim kanunları..baraj uygulaması.. 12 Eylül''den sonraki seçim sistemi de 3-4 defa değiştirildi. Baraj uygulamasının amacı istikrarı sağlamaktı. Oyların bölünmesini engellemekti. 12 Eylülden sonraki iki seçimde tek parti iktidarı sağlandı. Fakat 91, 95 ve 99 seçimlerinde baraja rağmen tek parti iktidarı çıkmadığı gibi iki partili koalisyon da kurulamadı. Seçimin kuralları ile bu kadar oynanmasının sebebi ne olabilir? Eğer asıl sebep gösterilen gerekçeler ise hiçbir işe yaramadığı anlaşılıyor. Gösterilenin dışında sebebler varsa..söylendiği gibi istenmeyenlerin engellenmesi ise yine bir işe yaramıyor. .... Hem istikrar olsun, hem temsilde adalet sağlansın deniliyorsa onun da yolu belli fakat nedense o yol da bizi korkutuyor. O yol, iki turlu dar bölge sistemidir. İsteyen herkes partisinin genel merkezine muhtaç olmadan tek milletvekili çıkaran bölgesinden aday olur. İlk turda yüzde 50''nin üzerinde oy alırsa doğrudan seçilir. Alamazsa en çok oy alan iki aday ikinci tura kalır. Yürütmede doğrudan halka seçtirilir. Bu işimize gelmiyorsa bu sistemin Türk versiyonu da uygulanabilir. Partiler aday göstermeden ilk tura katılır. En çok oy alan iki parti ikinci tura aday göstererek katılır. İkinci tura kalmayanlar da kendilerine yakın buldukları ile oy oranında anlaşır. Filan parti benim yüzde 4 oyum var, der..yüzde dörtlük kontenjan ister.
22 temmuzda parlamentoya giren bağımsız sayısı beklenenden yüksek olursa muhtemelen seçim kanunu üzerinde bir kere daha düşünülecektir. ... Cumhurbaşkanının seçimini düzenleyen anayasa değişikliği referandumla ya da onayla doğrudan yürürlüğe girerse önümüzdeki dönemde iki yol gözüküyor. Ya cumhurbaşkanlığı tamamen sembolik hale getirilir ya da yetkileri daha da arttırılarak başkanlık sistemine adı konulmadan ilk adım atılmış olur. Bakalım şartlar ve dışımızdaki faktörler bizi hangi tarafa doğru sürükleyecek. Ben iyi şeyler bekliyorum.

