Hemen teşhis koymaya kalkışmayın. Artık çok kimse tarafından bilinen korkularımda yeni detaylar farkettim. Sabahları yürürken bile arkamda bir ses hayal ediyorum. Dik dur, diyen bir ses.. Bazan bana sallanarak yürüme diyor. Markette elim gayri ihtiyari cebime gitse, elini cebinden çıkar diyor.. hemen toparlanıyorum. Yahut hiç tanımadığım bir adamın bir gün beni yolda çevirip, "Sen bi gel bakayım buraya" diyeceğini zannediyorum. O beni çağıracak.. Ben ezile büzüle gideceğim.. Basacak fırçasını.. Ne bu laubalilik diyecek.. Ara sıra kahkaha da atıyormuşsun, diyecek.. Hadi şimdi defol, bir daha karşıma çıkma diyecek. Ben bir vali eşi değilim ki, arabamın aynasına taksici dokunduğu zaman 14 tane ekip bana defol diyeni kovalasın. Öyle demiş vali, "Burası dağbaşı mı" demiş; "suç işleyeni dört ekip de takip eder ondört ekip de.."
Devlette temsil görevi olanların bu yüksek dirayetleri beni hep ferahlatmıştır. İşte devlet adamlığı budur, dedirtmiştir. Bir taksici sivil plakalı bir bayanın otosunun aynasına dokunsa.. Ayna kırılmasa da el kol sallayarak oradan ayrıldığı için ekipler tarafından yolu kesilip, dört saat sorgulanır.. Cezası kesilip gönderilir. Başka türlü kamu düzeni nasıl sağlanır? 50 sonrası taze demokratlar gibi, "artık demokrasi var", diyerek seyir halindeki araçların aynalarını pıtır pıtır dökme hakkımız olmalı diyenlerden değilim. Aynaların da bir hiyerarşisi olduğunu biliyorum. Onun için korkuyorum. Benim aynama bir dokunan olsa, kim olduğuna bakmadan ''benim için şereftir'' demeye hazırım. Ya ben birisinin aynasına dokunursam.. Ya dokunmadan biri beni çağırırsa.. ya isim benzerliği başıma iş açarsa.. Ya biri senin tipini beğenmedim derse.. Yıllaaaar önce bir araç bana arkadan çarpmıştı.. Aşağı inip ne olduğuna bakarken adam yanıma geldi, "Niye durdun ulan" dedi.. Kırmızı yanmıştı, bile diyemedim.
Herkesin iki yüzü var Tıpkı seçim yapılıyormuş gibi sandıklar okullara yerleştirilse.. Ve kırk milyon seçmen, yarım sayfayı geçmemek üzere, aleni söyleyemediği ne varsa yazıp sandığa atsa.. Sonra kırk milyon tane yarım sayfa tasnif edilse.. mükerrer olanlar elense.. bir kitap haline getirilse.. Hatta bir taşla iki kuş vuralım deniyorsa, bir de anketimsi sorular hazırlansa.. Doldurun atın, hesabı.. Ortaya ne çıkar? Ortaya çıkanlarla uluorta her yerde söylenenler, ekranlarda, metinlerde, açıklamalarda dillendirilenler birbirine ne kadar yakınsa biz de demokrasiye o kadar yakınız demektir.

