Kaydet
a- | +A

Bir film seyretmiştim. Birinci Dünya Savaşı''nda Yemen çöllerinde geçiyordu. Filme göre Türk askerlerinden biri Yezidî (şeytana tapanlar) idi. Cephede arkadaşları bir şaka yapıyor, Yezidî''nin çevresine bir daire çiziyor..Baskın sırasında diğer askerler kaçıyor ama Yezidî çevresine çizilen daireden dolayı kaçamıyor ve ölüyor. Onun inancına göre bir çizgi ile daire içine alınırsa oradan çıkamazmış. ..... Yaklaşık altı aydır DTP milletvekillerinin mahkemeye gidip ifade verme konusunu çözemedik.

Özeti: Bu milletvekillerini mahkeme ifade vermeye çağırıyor..Milletvekilleri de biz gidip ifade vermeyiz, diyor. Mahkeme de o zaman polis zoruyla getirtiriz, diyor. Milletvekilleri de zorla da götürseniz ifade vermeyiz, milletvekiliyiz, dokunulmazlığımız var..Ya diğerleri de götürülsün, ya dokunulmazlığımız kaldırılsın, ya da yasama döneminin sonuna ertelensin, diyorlar. Muhalefet partilerinin bir çözüm önerisi yok. Beylik laflar.. Anayasamız der ki, kanun der ki, hukuk önünde herkes eşittir, ayırım olmaz gibi karın doyurmaz gerekçeler ileri sürüyorlar. Sanki bu ülkede yaşayanlar "kanun önünde herkes eşittir"in ne anlama geldiğini bilmiyor. Ve sanki filmdeki gibi biri bu devletin çevresine bir çizgi çizmiş, herkesin elini kolunu bağlamış. Bir vatandaş olarak söylüyorum: Bu devlet bu problemi 24 saat içinde çözebilmeliydi. Bunun yolları vardı. Milletvekilleri rencide edilmeden, bir savcı randevu alarak, izniniz olursa, bana şu kadar zaman ayırabilirseniz, ziyaretinize geleceğim der, gider ofislerinde usulen bir iki şey sorar, ya dosyayı kapatırdı, ya da dönem sonuna ertelerdi. Mevzuat buna izin vermiyorsa çaya çorbaya limon misali her konuyu ulusal güvenlik sayan ileri gelenler ilgili yerlere bir hatırlatmada bulunur, bu işi eşelemeyin, bize ayak bağı olmayın, dönem sonuna bırakın derdi. Yahut muhalefeti, iktidarı, meclis başkanı ağız birliği eder, bu konunun ertelenmesini talep ederdi. Gelelim işi bu noktaya getiren anayasa maddesine: Anayasa madde 83: "Seçimden önce veya sonra bir suç işlediği ileri sürülen bir milletvekili, Meclis''in kararı olmadıkça, tutulamaz, sorguya çekilemez, tutuklanamaz, yargılanamaz." Bizim anayasa maddelerinin çoğunda her haktan sonra ancak ve fakatla başlayan bir cümle olur ya.. Bu maddenin ''ancak''tan sonraki kısmı şöyle: "Ağır cezayı gerektiren ''suçüstü hali'' ve seçimden önce soruşturmasına başlanılmış olması kaydıyla ''Anayasa''nın 14''üncü maddesindeki durumlar'' bu halin dışındadır" Peki anayasanın 14. maddesi ne diyor: "Anayasa''da yer alan hak ve hürriyetlerden hiçbiri, devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmayı ve insan haklarına dayanan demokratik ve laik Cumhuriyeti ortadan kaldırmayı amaçlayan faaliyetler biçiminde kullanılamaz, diye başlıyor devam ediyor. .... Bu insanlar mevcut kanunlara göre seçilmiş gelmişler. Bunların onurunun korunması parlamentonun onurunun korunmasıdır. Anayasa diyor ki ile işin içinden çıkamayız. Bu insanlar polis zoruyla ifade vermeye götürülemezler ön kabulünden sonra ne gerekiyorsa onu yapmak zorundayız. Diyorum ama çok ısrar etmiyorum.

Paşa keyfiniz bilir ister yapın ister yapmayın ama bilin ki ok yaydan çıktı.

ÖNE ÇIKANLAR