Kasap.. - Abi eskiden kasada üç kuruş birikse hemen koşup karşıdan dolar alıyordum. Artık eskisi gibi değil, aldım zarar ettim, aldım zarar ettim.. Böyle olması iyi mi kötü mü dedim, "bilmiyorum" dedi. Elinde yıllara göre et fiyatları yok ama aklında kaldığı kadarıyla 4-5 senedir fiyatlar aynıymış. Ama satışlar eskisi gibi değilmiş. Millet büyük marketlere kaymıştır, ondan olabilir belki, dedim. - Tamam da, dedi; et verdiğimiz esnaf lokantaları da artık eskisi kadar almıyor. Başka yerden de almıyorlar.
Yani şunu demek istiyor: Hadi vatandaş büyük marketlere kaydığı için bizden almıyor..işin o kısmı öyle olabilir. Ama lokantalar..Başka yerlerden almadığını bildiğimiz lokantalar da artık et almıyor. Çünkü esnaf öğle yemeğini geçiştiriyor. Kendince soruşturmuş: Küçük esnaflardan biri, "Bugün öğlene kadar bir etek sattım..Gidip onu da öğle yemeğinde mi yiyeceğim" demiş. Anladığım kadarıyla iki çeşit esnaf grubu var. Bir grubun dükkan kira, işini ucu ucuna döndürüyor..Bir kısımının ev de kira.. İkinci grubun ise işi babadan dededen kalmış. Çok temkinli. Dükkan kendinin, kirada üç beş emlak var. Kenarda köşede kara günler için birkaç kuruşu var. İş olmayışını dert ediyor ama diğerleri kadar değil. Zarar etmesem yeter diyor. Bekliyor. Olup biteni tam açıklayamıyor. Başka bir işe kaymaya cesareti yok. Çok hırslı da değil..Hani yuvarlanıp gidiyoruz fantazisi vardır ya. Bir de eskiden bir ihtiyacını bir gün önce alan sonraki ay alandan karlı çıkardı. Şimdi bazı mamullerde ilk alan zarar ediyor. Bugün 700 YTL''ye alınabilen mamul, üç ay sonra 670''e alınabiliyor. Bu durumu da insanlar zihinlerinde tam bir yere oturtamıyor. Ama döviz konusunda hâlâ, bu böyle gitmez, bir yerden sonra döner, patlar diye düşünenler çoğunlukta. ... Geçen gün Ahmet Mithat Efendi''nin Müşahadat romanına göz gezdirirken enteresan bir bölüm gördüm. 910''lu yılları anlatıyor.
Beykoz''a gitmiş..Sebze meyve fiyatlarını öğrenmiş. Hal''e gelmiş..Kaç liradan manavlara gittiğine bakmış. Tek tek fiyatları vermiş. Her şey çok pahalı, insanlar eskisi gibi alışveriş yapamıyor diyor. Lokantaları dolaşmış, fiyatlar almış..Seyyar kebabçıları dolaşmış..fiyatlar almış. Sene 1910: Ne olacak bu insanların hali diyor. 100 senedir ne olmuşsa aynısı olacak.
Düşe kalka, üzüle sevine, gidilecek. ... Benim de absürd bir fantezim var: İnsanlar geçinme işini hale yola koyduktan sonra ev derdine, araba derdine düşerler ya..Sonra daha iyi ev, daha iyi araba.. Fantezim de şu: Bugün en iyi kabul edilen otomobil hangisi ise isteyen herkese aynı otomobilden milyonlarca dağıtma imkânı olsa..Herkesin altında bugünün en mükemmel sayılan otomobilden birer tane olsa..İnsanlar mutlu olur mu? Otomobil yetmezse en beğenilen evden aynı olmak kaydıyla herkese birer tane dağıtılabilse, bir şey değişir mi?

