Güney Kıbrıs''tan bir parti lideri kalkıp geliyor Türkiye''ye, resmli görüşmelerinden sonra Fener Rum Patriği''nin elini öpüyor. Kıbrıs''ın bir de kuzeyi var. Oradan da bir parti lideri kalkıp gelse.. O da resmi görüşmeler yapsa.. Sonra güneyden gelen adam heveslenip bana da eli öpülecek birini bulun, dese..Onun kimin elini öpmesi lazım? Tabii ki şart değil de mütekabiliyet merakımızdan ilerde dert olur şimdiden tedbirimizi alalım diye söylüyorum. Hakgaten lazım olur. Eğer sizin de aklınıza yatarsa, bu işi kanunla düzenlemeye, eli öpülecek bir adam tayin etmeye kalkışmayın. Olmaz. Alıştığınız -ve hep kullandığınız- seçeneklerin dışında bir çözüm bulun. ..... Şu sözde Ermeni Soykırımı muhabbeti nerede biter? Ya da nasıl biter? Şimdilik her satırın başına "sözde" diyerek gidiyoruz. Hani bizim bir resmi vecizemiz vardı..Aklın ve bilimin ışığında gibi. Ne diyor aklınızın ve biliminizin ışığı.. Bilim, hayırlısı olsun, ifadesine sıcak bakıyor mu? Hele dur bakalım, bilimsel bir açıklama sayılıyor mu? Aklın ve bilimin ışığı deyince benim aklıma büyüüüüük bir toplantı masası, katılımcıların önünde portakal suyu, su şişelerinin ya da sürahilerinin olduğu toplantılar geliyor. Eğer bilimde bir ilerleme olmadıysa tabii. ..... Patronlar ve patroniçeler "Şükürler olsun, artık önümüzü görebiliyoruz" gibi birşeyler söylüyorlar. Ben mutlu mu olmalıyız, tedirgin mi olmalıyız anlayamadım. Allahtan günlük hayat bilimin ve aklın ışığına fazla muhtaç değil. Herkes öyle böyle yuvarlanıp gidiyor. Akıl ve bilim buralara kadar inse elimiz ayağımız birbirine karışır. Yemek kaşığını nereye götüreceğimizi bile şaşırırız.
...Derken hatırladım: Aklın ve bilimin ışığında sözünü en çok hangi konularda duyduğunuzu fark ettiniz mi? Üstünde akıl yürütmemiz istenmeyen konularda kullanılıyor. Mesela türban konusu bile akla ve bilimin ışığına muhtaç..ama şehircilik, gecekondular, şehiriçi yollar..geçitler..depreme dayanıklı binalar..trafik düzeni, bürokrasi, sosyal güvenlik kurumları..hastaneler akıllık bilimlik işler değil. Ermeni tasarısı aklın ve bilimin ışığına muhtaç..Akıl ve bilim de söyleyeceğini söylemiş zaten. Kuzey Irak akla ve bilimin ışığına muhtaç..Kurban derisi bile muhtaç. Mezarlıklar, türbeler.. Ve hatta şifalı bitkilerden medet umanlar..Aklın ve bilimin ışığında diyenlerin sahasına giriyor.
İnat mı güvensizlik mi? Eskisi gibi değil ki... üçbin beşbin dairelik siteler var. Bu sitelerdeki blokların her birinin altında büyük su depoları var. Çoğu zaman şebeke suyunun kesildiği bile fark edilmez. Eğer kesinti uzun sürecekse, site sakinlerine haber verilir. Filan tarihten itibaren sular üç gün kesilecek..Lütfen suyu dikkatli kullanalım vs. Burada bir sorum var:
Bu ikaz su tüketimini azaltmaz, aksine arttırır, niye?
Bir de şöyle düşünün: Beş katlı bir apartman..Her katta tek daire..Her dairede akrabalar..Abi, abla, bacanak, baba vs. Yine ortak depo, yine su kesintisi ve sözlü ikaz: Sular üç gün yok, depoyu idareli kullanalım.. Tüketim artar mı azalır mı?

