Kaydet
a- | +A

İngiliz polis şefleri, Müslüman evlere baskın yapan polislere, "Evi aramaya girerken ayakkabılarınızı çıkarın, ibadet ediyorlarsa bekleyin, namaz kıldıkları seccadelere basmayın, evde kadın varsa ve kapalı değilse yüzüne bakmamaya gayret edin, Müslüman eve köpekle baskın yapmayın" gibi talimatlar vermiş. Bir tarafından bakınca nezaket ve incelik gibi görünüyor ama bence işbilirlik. Bu beceriyi benzeri işlerimizde biz gösteremedik. Kimseyi anlamak gibi bir derdimiz olmadı. O neredeydi, camiye botla girebilmek için, "hırgür çıkmasın, acil hallerde botla da girilebileceğine dair bir fetva alın" demişlerdi. Sanki hayat dört işlemden ibaret.. Çarpın, toplayın, bölün, sonucu verin, herkesi sonuca uydurmak için uzunları kısaltın, kısaları çekip uzatın..İşin garibi matematiğe dayalı işleri de toplamasız çıkarmasız bölmesiz yapmaktan hoşlanıyoruz. Yani hesabı tutturamayınca adı "özel durum" oluyor. * * * TRT Genel Müdürü de gitti. Ekrana çıkaracak yüzü düzgün sunucu bulamıyorum, demişti de kurum ayaklanmıştı. Tam öyle dememiştim, yanlış anlaşıldım gibi tartışmalar da oldu. Sonu tatlıya bağlanamadan gitti. Yüzü düzgünlüğün, güzelliğin sana göresi bana göresi olur da.. ''180 tane spiker var, ekrana sekiz tanesi çıkıyor''un açıklaması ne olur? Kimse işin bu tarafına bakmadı. Yine kimseyi yerinden oynatamıyorum, Danıştay''dan kararı alan gelip yerine oturuyor, dedi. Bu tarafına da bakan olmadı. Onbin personeli zaten kimse dert etmiyor. Biz neyini dert edeceğiz? O gelmiş, bu gitmiş, bu pişirmiş, şu yemiş, öbürü hani bana demiş.. Hangi taraftan sayarsanız sayın bize sıra gelme ihtimali yoktur. Kamu kaynağı, tüyü biten bitmeyen yetim parası zaten ilgi sahama girmiyor. Ama birisi, "N''olur bir çözüm öner" dese, TRT''yi mevzuat engellerini ortadan kaldırıp CHP''ye devredelim derim..hem de parasız.. * * * Moritanya Devlet Başkanı Suudi kralın cenaze törenine gitmek için ülkesinden ayrılınca koltuğundan olmuş. Cumhuriyet muhafızları denetimi ele geçirmiş. Moritanya''da da danıştay ya da anayasa mahkemsi olsaydı, cenazeye giden başkana koltuğunu iade eder miydi? Hem anayasa ihlal edilmiş oluyor hem de nihayetinde bir kamu görevinde bulunan başkan usullere riayet edilmeden görevinden alınmış oluyor. * * * Türkiye donla denize girenlere çözüm arıyor. Aşağılayanlar da var, rica edip nasihat edenler de. Belediye başkanı, "denize girmenin de bir adabı var, gelip geçen turistlere ayıp oluyor" anlamına gelecek şeyler söyledi. Suriye devlet başkanı Hafız Esat, 93 yılında bu işi kökten çözmüştü. Sadece donla değil, şekli şemaili düzgün olmayanların, yağ tulumuna dönenlerin, özetle plajların güzelliğini bozacak durumda olanların da ortalıkta (sahillerde) dolaşmasını yasaklamıştı. O günlerin çok satan gazetesinin yalancısıyım.. Böyle bir haber okumuştum. Bu da bir çözüm.

Bizimkiler için "çözmek" yasaklamak ve emir vermekle aynı kapıya çıktığı için çözenler de çözülenler de yadırgamaz.

ÖNE ÇIKANLAR