Orkestra şefi prova esnasında biraz da kulağına güvenerek; - Birinci davul biraz yavaş, diyor. İkinci davul ayağa kalkıyor:
-Efendim birinci davul henüz gelmedi, diyor Şef, bozuntuya vermiyor: -Gelince söyleyin biraz yavaş çalsın, diyor. .... 6-7 Eylül olaylarının fitili kabul edilen Selanik''teki Atatürk''ün evinin bombalanmasından saatler önce bir gazeteye manşet olduğu yıllar sonra anlaşılmıştı. Önce gazete baskıya veriliyor, sonra ev bombalanıyor. Evin nasıl bombalandığı Yunan makamları tarafından detaylarıyla deşifre edildi. Ve yaklaşık kırk sene sonra 6-7 Eylül olaylarının niye tertiplendiği, nereye varılmak istendiği, işin içinde kimlerin olduğu anlaşıldı. Hükümet işin hiçbir aşamasında yoktu ama 60 ihtilalinden sonra Demokrat Parti''nin yöneticilerine 6-7 Eylül olaylarını tertip ettikleri iddiasıyla açılan davada, Başbakan Adnan Menderes''e ve Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu''ya altışar yıl, İzmir Valisi Kemal Hadımlı''ya ise 4.5 yıl hapis cezası verildi. Fakat, Yüksek Adalet Divanı, dava dosyasını 5 Ocak 1961''de kapattı ve sanıklara açılan davayı geri aldı. Bugün, yani 40 yıl sonra anlaşılan ne? Azınlıklar planlı olarak tasfiye edilmiş. 40 yıl sonra anlaşılan şekliyle, o gün o eylemleri başlatanları, orayı burayı talan edenleri cezalandırmak.. yakalamak ya da yakalayamamak çok da anlamlı görünmüyor. O olaylar bugün yaşansaydı, bugünkü yaklaşımla neyi konuşuyor olurduk: İtidal tavsiye etmek, sağduyu davetleri işin neresini çözerdi. Talanın elebaşılarını tek tek masaya yatırmak.. ailesiyle, geçmişleriyle, düşünce yapılarıyla, irdelemek bize ne kazandırırdı. .... Bu tarz provokasyonlara defalarca maruz kalmış olmamız sıradan vatandaş olan bizlere, "işin içinde bir iş var ama" demekten öteye bir şey kazandırmıyor. Bu tarz olayları tek tek aydınlatmanın da pek bir faydası olmuyor. Devlet, bütün kurumlarıyla ittifak halinde olsa belki..Ama sanki taraflar varmış gibi görünüyor. Üstelik tarafların görünürde bir de taraftarları var. Hemen bir anafor oluşuyor, düşüneni de düşünemeyeni de.. en akıllısı da bu girdaba kapılıp dönüp duruyor. İşin bir de kamuoyuna aktarılma biçimi var. Sanki nasıl düşünmemiz gerektiği kararlaştırılıyor. Yahut önce zaaf noktaları oluşturuluyor, ateşlenecek fitil, toplumun düşünce kalıplarının kıvrımlarına göre yerleştiriliyor, fitil ateşlenir ateşlenmez bu kıvrımları dolaşıyor. Önümüze konan hazır kalıpların dışına çıkamıyoruz. Böyle yollarla netice almak isteyenleri bertaraf etemeye, teşebbüslerini akamete uğratmaya yapımız müsait değil. Ayak altında dolaşmamak dışında bize fazla iş düştüğünü düşünmüyorum. Devlet büyüklerimiz kafa yoracak.

