Kaydet
a- | +A

Bu adam dünyanın 20 önemli düşünüründen biri kabul ediliyormuş. 120 kişilik ekibi ile bugüne kadar 25 ülkede çalışma yapmış, Türkiye''de de çalışmak istiyormuş. İlgi alanı, kayıtdışı sistemin kayıt altına alınması. Kendi ülkesi Peru''da 70 milyon dolarlık bir harcama ile sisteme dahil ettiği ölü sermaye sayesinde fakirlerin 10 milyar dolar kazandığını söylüyor. Üçüncü Dünya Ülkeleri''nin gelişmemişliğini oturmamış mülkiyet sistemine bağlıyor. Peru, Güney Afrika, Haiti, Mısır gibi ülkelerde yıllarca süren çalışmaları sonunda, fakir ülkelerde fakir insanların elinde muazzam bir değer olan ölü sermayenin sisteme nasıl kazandırılacağını formüle etmiş. (Nisan ayında İstanbul konferansının konusu da Gelişmede Mülkiyetin Gizli Rolü''ydü.) De Soto, ölü sermayeyi 9.3 trilyon dolar olarak tahmin ediyor. ..... * "Üçüncü Dünya Ülkeleri''nin yoksul insanlarının evleri vardır ama tapuları yoktur, mahsul alırlar ama sözleşmeleri yoktur, işleri vardır ama şirket kuruluşları yoktur."

* "Gelişmekte olan ülke ekonomileri için tek çıkış yolu yoksulların elindeki kayıtdışı mülkiyetin sisteme kazandırılmasıdır. * "Üretkenliğin yolu, herkesin sisteme katılmasından geçiyor. Boş veya sahipsiz alanlarda, kamuya ait arsalarda, orman ya da tarım arazilerinde çeşitli yollarla edinilmiş gayrimenkullerin, sahiplerine tapulanması gerekir. Bu durumun adaletsizliğe sebeb olacağı görüşü doğru değil. Önemli olan toplumsal faydadır. * "Mesela Mısır''da kayıt altına alınamayan 245 milyar dolarlık ölü sermaye ülkedeki direkt yabancı sermayenin 55 katı. Kahire Borsası''na kayıtlı şirketlerin piyasa değerinin 30 katı." * "Kayıtdışılığın sebebi insanlar değil, kötü yasalardır" * "Yasal yollardan mal edinmenin maliyetinin yasadışı yollara kıyasla daha düşük hale getirilmesi gerekir." * "İki köpeğim var. Marx ve Engels.. Onlara bu isimleri vermemin sebeblerinden biri de mülkiyetten bîhaber olmaları." ..... Türkiye gibi ülkelerde tahminlerin aksine kayıtdışılık oranını yüzde 70''e yakın olduğunu söylüyor.

Yol yordam Hikayeye göre bir Rus, bir Fransız, bir İtalyan ve bir İngiliz aralarında köpeğe hardal yedirmek konusunda iddiaya tutuşurlar. Rus, hardalı topak yapar ve köpeğin ensesinden tutarak zorla ağzına tıkar... Hayvanın ağzı yandığı için hardalı yemez ve çıkarır. İtalyan hemen atılır, öyle olmaz der ve hardalı makarna seklinde ufak parçalar halinde bölerek, köpeğe yedirmeğe çalışır, başaramaz. Fransız

hardalı önce sulandırıp sos olarak köpeğe yedirmek için uğraşır, sonuç alamaz. Sıra İngilize geldiğinde, İngiliz, önce köpeği okşayarak yanına çeker, sırtını sıvazlar, sonra, hardalı topak yaparak hayvanın poposuna yapıştırır. Arkası yanmaya başlayan köpek, başlar hardalı yalamaya.. Canı yandıkça yalar.. Ve hardalı yalayarak bitirir.

ÖNE ÇIKANLAR