İlk ikisinde tesadüf, dedim. Üçüncüsünde işin içinde başka bir şey olduğu hissine kapıldım. Belki on sene oldu. Bir çocuk doktoruna gitmiştim. 70 yaşında bir adamdı.
Konuşması, hastasıyla ilgilenmesi, hasta yakınlarına tavrı alıştığımız gibi değildi. Takıldım: Siz başka bir dünyadan mı geldiniz dedim. İsveç''te okumuş, orada bu işi 20 sene yapmış..Ülkesine dönmüş. Hobi kabilinden günde üç hastaya bakıyormuş. ... Sonra bir Kenyalı ile karşılaştım. Kenyalı ama Türkiye''de okumuş. O da çocuk doktoruydu. O da beni şaşırtmıştı. Aradan yıllar geçti. Hâlâ Türkiye''de ise büyük ihtimalle bize benzemiştir. Sonra, sıradan bir semt polikliniğinde bir başkası ile karşılaştım. O da beni şaşırttı. Konuşması, işine saygısı, insanları muhatap alma biçimi farklıydı. Bu farklılığın nereden kaynaklandığını düşünürken diploması gözüme çarptı. Bulgaristan''da okumuştu. Bir okulla insan bu kadar değişemez diye düşünürken, doğum yerini fark ettim: Bulgaristan doğumluydu. Bu hikâyeyi bir arkadaşıma naklettiğim zaman, teyid için şöyle bir örnek verdi:
"Bizim mahallede iki kardeş var, ikisi de esnaf. Birisi 86''da küçük yaşta Türkiye''ye gelmiş..Burada okuyup burada büyümüş.. Abi, yaşça büyük olduğu için okulunu orada bitirmiş, meslek sahibi olarak gelmiş Türkiye''ye.. Türkiye''de okuyup Türkiye''de büyüyen hep konuşuyor hiç iş yapmıyor..Bulgaristan''da yetişip gelen ise hep çalışıyor, hiç konuşmuyor..." ... Yine bu hikâyeye kulak kabartan bir başkası da şöyle bir örnek verdi: Otomobili gazlı imiş. Bir problemi aylardır İstanbul''daki ustalarla çözememiş. "Edirne''ye gideceğim" dedi; "Orada Bulgaristan''dan gelme ustalar var..Onlar hem bu işin ehli, hem de namuslu iş yapıyorlarmış." Bu iyiler ve kötüler meselesi değil. İyiler de kötüler de her yerde var. İyi yetişmiş olma meselesi de değil. Adını tam koyamadığım başka bir şey var. Tam isim veremiyorum ama hizmet alanla veren arasındaki konuşmaya kulak kabartınca yüzde 99''a yakın tahmin edebiliyorum. Bu sınırların dışında yetişip büyüyüp gelenler biriyle muhatap olurken fark ediliyorlar. Bizde hemen herkesin karşısındaki insana davranışında karşıdakinin statüsü, bilinmiyorsa ilk tahmin belirleyici oluyor. En zarifinde de oluyor, en kabasında da.. Herkes herkesi horlamak için sanki fırsat kolluyor. O adamlarda bu yok. Kastettiğim adab-ı muaşeret değil.
.... Bir markette, onlarca görevliden, bir binadaki onlarca güvenlik görevlisinden hangisinin huzurlu bir aile ortamında yetiştiğini gözlerine bakarak ayırdedebiliyorum desem, çok iddialı olur mu? Huzurlu ortam tabiri de rastgele oldu, tam karşılamıyor. Tutarlı ve sağlıklı ilişkilerin hakim olduğu bir ortamda çocukluğunu doyarak yaşamış, desem..yine eksik kalan taraflar olur. Belki şu özettir: Çocukluğunda adam yerine konulanlar, büyüyünce herkesi adam yerine koyuyor. Birilerini hor görmek için fırsat kollamıyor, buna ihtiyaç duymuyor. Eskilerin "mâfevkine mutabasbıs, mâdûnuna müstebit" dedikleri karakter yapısı çıkmıyor ortaya.

