Demirel''in sık kullandığı özellikle muhalefette kullandığı bir deyim vardı: Keser döner, sap döner, birgün hesap döner, derdi. Türkiye''de, her dönemde dört ayak üstüne düşenlerin sayısı çok fazla değil. Bakıyorsunuz bir dalga geliyor, birilerini silip süpürüp götürüyor. Kalanlar, ayakta kalanlar marifeti kendilerinde, ilişkilerinde gördüğü için sıranın kendilerine geleceğine hiç ihtimal vermiyorlar. Sonra bir dalga daha geliyor.. Onlar da gidiyor. İşin sonuna bakmak lazım. .... Paritedir, cari açıktır, enflasyon hedefidir, hiç önemi yok.. Bana sorarsanız hayıflanacak birşey de yok. Yani zamanında cari açığa dikkat edilseydi, şu tedbir alınsaydı, bu noktalar ihmal edilmeseydinin önemi yoktur. İş yine olacağına varacak. Zaten bizim anlamak istemediğimiz, duymazlıktan geldiğimiz konu da bu.. .... Hani anlatılır ya.. Adam muhasebeci arıyormuş. Adaylara da tek tek soruyormuş: -Evladım, iki kere iki kaç eder.. Adaylar da şaşkın şaşkın cevap veriyormuş: -Efendim dört.. Dört diyenler dışarı çıkarılıyormuş. İçlerinden birisi, "Siz kaç olmasını istiyorsunuz?" diye sormuş. Ve işe alınmış. ... Bölgesel dirayet, inisiyatif, dış politika, işbirliği, kırmızı çizgi, hassasiyetlerimiz, vehimlerimiz, azmimiz vs.vs denilen şey iki kere ikinin dört eder diyenlerin işi değil. İki kere ikinin dört ettiğini ispat etmek için sarfettiğimiz zamanı, emeği, parayı, "Acaba bunlar kaç olmasını istiyor?" tahminine harcasaydık.. Şimdi çok farklı yerlerde olurduk. ... Yine olacağız.
Aradaki bir seneye neler sığar kestiremiyorum. Ama ondan Kürt problemi diye bir derdimiz kalmayacak. Bugün ağzımıza almaktan imtina ettiğimiz kelimeleri rahatlıkla kullanacağız. Belki dış politika ilkelerimiz değişecek. Prensiplerimiz değişecek. Hassasiyetlerimiz değişecek. Arada kimler ezilecek, kimler mağdur olacak, kimlerin yüzü gülecek, yeni düzene uyumda en çok kimler zorlanacak tahmin etmek çok kolay değil. Onu zaman gösterecek.

