Bir İran atasözü şöyle dermiş: Eğer''le meğer evlenmişler.. Keşke isimli bir çocukları olmuş.
...
Gelinen bu noktada bazen "keşke"li hesaplar yapıyorum.
Keşkelerin kimseye faydası yok ama mesela deyip ocak''a, şubat''a dönüyorum:
İktidar partisi cumhurbaşkanlığı seçiminde değişik bir yol izleseydi..son gün son saate kadar beklemeden hem parlamento içinde hem dışında mutabakat arasaydı.. Bir ortayol bulunsaydı..
Bu iş kırmadan dökmeden germeden çözülseydi şimdi hangi işle uğraşıyor olurduk?
Bu yol kimin işine yaradı?
Anayasa değişikliğini denedik olmadı?
Niye son günü bekledik?
Referandum süresini kısaltmak istedik, olmadı.
Etki -tepkilerle yol alırken bir hesabımız var mı? Yoksa günü kurtarmaya mı çalışıyoruz?
Milli irade kavramına biraz fazla kutsiyet izafe ediyoruz gibi geliyor bana. Abartıyoruz yani.
Abartıdan arındırırsanız Nasrettin Hoca''nın Timur Han''a arzı gibi birşeydir neticede..
...
Seçmen, muhakeme yapmaz. Duygularıyla hareket eder.
Normaldir de.
Akşam öyle düşünür öfkelenir, sabah böyle düşünür, oh olsun der.
Problemi önüne nasıl koyduğunuza bağlıdır biraz da.
Bu kadro mağdur, hakları olan cumhurbaşkanını seçecekler de önlerine akla gelmeyen engeller çıkartıldı da dedirtebilirsiniz..
Sıradan bir işi problemsiz halledemediler.. Bu işin içinden çıkamadılar.. Türkiye dengelerinden habersizler de dedirtebilirsiniz.
...
Şimdi ne olacak?
Referandum süresini kısaltan kanun ikinci defa ve aynen gönderilmeye mi çalışılacak.
Bu sevdadan vaz mı geçilecek?
Israrı kamuoyu nasıl algılayacak..
Referandum süresini 45 güne indiren kanun ikinci defa gönderilse bile, inceleme süresi, düşüldüğü zaman kalan süre 22 temmuza yetişecek mi?
Yetişse bile o arada Anayasa mahkemesinden paketin iptali yönünde bir karar çıkarsa ne olacak?
Bilinmeyenler çoğaldıkça sürpriz sonuç ihtimali artıyor bence.

