Kaydet
a- | +A

Kanada''da yaşayan bir arkadaşım var. Yıllardır ABD''ye sınır bir kasabadaydı, büyük şehre taşındı. Oradaki bir uygulamadan sözetti. Bir mahallede, bir apartmanda, birkaç aile bir araya gelip, biz çocuklarımızı kendimiz okutacağız. Binanın alt katını, ya da şurayı okula dönüştüreceğiz, dedikleri zaman kamu otoritesi de yardımcı oluyormuş. Hatta kendi okullarında her bir öğrenci için ne kadar masraf ediyorsa, öğrenci başına düşen parayı çocuklarını kendileri okutan aileye veriyormuş. Bizde böyle bir teklifte bununamazsınız.

Bırakın mahalle arasında, apartman girişinde okul açmayı..Çocuklarını özel okullara gönderenleri teşvik etme işini bile beceremedik. Hep sözünü ettik, hep konuştuk, tartıştık beceremedik. Devlet olarak diyemedik ki, biz bir çocuğa yılda şu kadar masraf ediyoruz. Siz çocuğunuzu özel okula göndererek bizi bu kadar masraftan kurtarıyorsunuz. Buyurun size çocuk başına bu kadar katkı, diyemedik. Tevhid-i tedrisat deyince, eğitim birliği deyince sıradan bir kuraldan ya da ilkeden sözediyormuş gibi değil, kutsalmış gibi, ilahiymiş gibi tepki verenlerimiz var. Muhasebesini yapamıyoruz. Nereye varmak istiyorduk, nereye vardık. Maksat hasıl oldu mu. Vazgeçsek ne olur. Sanki federasyon-üniter tartışmasından daha hassasmış gibi davranıyoruz. Bu korkudan kurtulabilsek, madem özel okul takıntısı var..İk iş olarak ilköğretimi belediyelere, özel idarelere bırakabiliriz. Her yerde aynı olması da şart değil. Filan ilçede kaymakamlığa bağlı bir okul olur, falan beldede belediyeye bağlı. Bir başka yerde kooperatife bağlı. Bir başka yerde vakfa bağlı. Bir başka yerde bir kamu kurumunun okulu. Mesela TTK İşletmelerine ait bir okul. Personel de merkezden gitmeyecek. Herkes öğretmenini, müdürünü, uzmanını kendisi bulacak. İşvereni kendisi olacak. Yine bakanlık denetlesin. Ortak dersler dışında her okula serbestlik tanınsın. Okullar birbiri ile yarışsın. Böyle bir teklife ilk tepki "olacak iş mi" olur. Niye olmasın? Sakıncası ne ki? Merkezi yönetimin kontrolündeki okullar, kendisine 15 yıllığına teslim edilen çocukları arzu ettiği gibi zaten formatlayamıyor. İşe yaramaz hale getirip bırakıyor. Eğer -zaten- amaç buysa diyecek bir şey yok. Amaç bu değil de, iyi niyetle yola çıkılmış ama başarılı olunamamışza..sistem zamanla dejenere olduğu için bu hallere düşülmüşse üzerinde düşünmeye değer. Bir iki bölgede, bir iki semtte bu iş belediyelere bırakılır, kaymakamlıklara bırakılır, öğrenci sayısı kadar destek verilir ve sonuca bakılır. Bu yolla başarı anlamında hiçbir şey yapılamasa dahi çocuklar ziyan edilmekten kurtulur. *** Bir küçük not: Yine Kanada''da kilise okulundaki Müslüman bir öğrenci dersten kaytarmak için bir iki defa, camiye gidiyorum diyerek çıkmış. İki gün sonra okul müdürü, "vakit namazları için camiye gitmeniz gerekmez. Vakit girer girmez kılmanız da şart değil. Alt katta mescidimiz var, ders aralarında orada kılabilirsiniz. Sadece cuma namazı için dışarı çıkabilirsiniz" demiş.

ÖNE ÇIKANLAR