Kültür Bakanlığı, İstanbul''da yığılan sanatçıları Anadolu''ya dağıttı..Bir de o günlerde , "Haydi marş marş, herkes görev yerine" denildiği rivayet edildi.. Aradan biraz zaman geçtikten sonra bu sanatçılardan idare mahkemelerine başvuranların tayinleri durduruldu. SanatçıIar son örnek.
Öyle bürokratlar var ki, üç defa, beş defa görev yeri değiştirilmiş, yargıya başvurmuş, geri gelmiş. Usulen yerine oturtulmuş, tekrar tayin edilmiş, tekrar yargıya gitmiş, gelmiş. İdari mahkeme idarenin yargı yoluyla denetlenmesini yapıyor. Denetleme böyle bir şey mi? İki şeyi merak etmişimdir: Birincisi, kamu çalışanı da özel sektör çalışanı gibi mağdur olduğunu düşündüğü zaman diğer mahkemelere başvursa ne olur? Yani sırf bu işler için özel mahkemeler kurulması, fazladan ne getiriyor, kimin hangi işini kolaylaştırıyor. İkincisi, bu işin çetelesini tutan, diğer ülkelerle mukayesesini yapan, bir araştırmacı var mı? Tamam her yerde Danıştay''ın muadili yok, ama her ülkede mahkeme var..Mesela Almanya''da kaç görevli, tayinden, nakilden, azilden sonra mahkeme kararıyla eski görevine dönmüş. Kaç örneği var. Fransa''da durum nasıl? Amerika''da nasıl.. Hadi ters örnek olsun, Azerbaycan''da nasıl? Benzeri uygulamalara bakıp üzerinde biraz düşünmek lazım. Başka ülkelerin idaresi yargı yoluyla denetlenmiyor mu? Denetleniyor da yanlış mı bulunamıyor? Bu araştırmayı en iyi ATO yaptırır..Üniversitelerden daha iyi yaptırır. Sinan Aygün himmet etse, belli başlı ülkelerdeki uygulamaları ve sonuçları mukayeseli olarak önümüze koydursa. ... Atamalar da benim kafamı hep karıştırmıştır. Üçlü kararname ile atananlarda üçüncü imza eksik kalınca vekalet yoluna gidiliyor. Afedersiniz bu ne sağlıyor? Gelmiş bir hükümet, kiminle istiyorsa onunla çalışsın..Bize ne? Varsa bir kasıt, bir suiistimal, aleni bir kayırma, o zaman mağdur olan açsın davasını..Mahkeme orada devreye girsin.. Yapı şöyle olsa yadırgamam: Cumhurbaşkanı doğrudan seçilse..Halkın seçtiği cumhurbaşkanı milletvekillerinden birini başbakan olarak atasa..O zaman tamam. İstediği atamaya onay versin, istediğine hayır desin, müdahale etsin..Ama elini taşın altına sokmak durumunda kalanlar, istedikleriyle çalışamayacaksa, istedikleri kadroyu kuramayacaklarsa..Kurallarla değilse bile teamüllerle elleri kolları bağlanacaksa..Hesap kimden sorulacak? ... Ordudaki atamalar, tayin terfi teamülleri hep iyi örnek olarak gösterilir. Bu iyi örneği Merkez Bankası''na uygulayın, nasıl bir sonuç çıkıyor. Eski Başkanın ne zaman gideceği belli, yerine kimin geleceği belli, gelecek olanın ne zaman gideceği de belli..Ondan sonra yerine gelecek olan da belli..İşte size istikrar. Gelin öbür tarafa: Emniyeti aynı yapın. Yani atama ve terfileri kurala bağlayıp sıraya koyun. Şu andaki müdürün yerine iki sene sonra kimin Emniyet Genel Müdürü olacağı belli..Belli olandan sonraki belli..Büyükşehirlerin muhtemel müdürleri belli. Yürütmeye iş bile kalmaz. İdari yargıya da müracaat olmaz. ... Şimdilik imkansız ya..Yarın bir gün başkanlık sistemine geçersek, başkanın yaptığı atamaları bu alışkanlıkla kime onaylatırız, merak ediyorum.

