Anlayamıyorum. Türkiye
bir haftadır
AB üyeliğine hazır olup olamayacağını tartışıyor.
İş
dünyasının, uzmanların aydınların derdi;
Enflasyon,
Borçlar,
Kamu açıkları,
Demokrasi , insan hakları vs.
Devlet bekçiliği yapanlar, daha doğrusu kendilerini devletin
sahibi gören
zevat (Ki çoğu emekli, yaşını başını almış) ise üç noktaya takılıp kalmış.
Kürtçe televizyon..
Zinhar olmaz!
Kıbrıs..
Asla taviz verilemez!
Milli Güvenlik Kurulu.
Tartışmayız bile!
Diğer hiçbir konu milli gelir, insan hakları, demokrasi,
bunları ilgilendirmiyor.
Kaldı ki
Milli Güvenlik Kurulu''nun kaldırılmasını talep eden yok.
Yaşlı zevatın dediği gibi birçok ülkede
benzeri kurumlar var.
Belki statüleri farklı ama var.
Misal :ABD başkanının böyle
bir kurulu var..Onlar da başkana ulusal güvenlik konularında danışmanlık yapıyorlar.
Bizimki de aynı işi yaptığına göre niye gocunuyoruz.
Kaldırılmasını talep edecekleri endişesini niye yaşıyoruz.
Kıbrıs konusunda ise 49 yıldır aynı şeyleri söylüyoruz.
Eğer bu bizi çözüme götürecekse mesele yok.
...
Eskiden kahramanlık kokan sloganlar beni korkuturdu.
Düşünürdüm ki yine milli duygularımızı kabartıp öbür işleri savsaklayacaklar.
Şimdi aynı korkuyu duymuyorum.
Çünkü iç kamuoyu olarak bizi ikna etmeleri, bizim ne kadar kahraman olduğumuzu bize hatırlatmaları yetmiyor.
Türkiye bir değişimi yaşayacak.
Ama isteyerek, ama direnerek.
Gönül ister ki direnip bedel ödemeden
bu değişimi yaşayalım.
Türkiye, dünya politikasına yön verenler için önemli kararları bize bırakılamayacak kadar önemli hale geldi.
Artık burada olup bitenler sadece bizi değil, süperler de dahil birçok ülkeyi etkiliyor.
"Başlarım ulan Amerika''sına da, Avrupa''sına da " diyorsanız
ben sözlerimi geri alıyorum.
2001''in Haziran''ına kaç ay kaldı ki?

