Yeni bir film vizyona girdiği zaman, onu seyretmeye niyetlenen adama yapılacak kötülük nedir: Filmi kısaca özetleyip sonunu söylemek. Sonu da şöyle bitiyor, aklında bulunsun demek yeter. Sonra ne olur? Seyredecek olan için işin heyecanı kalmaz. Daha sahnenin başında, sonunun ne olacağı aklına gelir... İnsanlar da üç sene sonrasını bilseler... Hayatın tadı kalmaz. İki sene sonra öleceğini bilen ne halt yiyecek.
Yahu iki seneye ne gerek var, her an ölünebilir... şu an, akşam, sabah, ertesi gün... demekle olmuyor. Olsa bir tek kötü adam bulamazsınız. İşi, bugün-yarın hesabı yapmayı cazip hale getiren de burası zaten. ..... Neredeyse ekseriyet için mazi oldu.
12 Eylül ihtilalinden sözederken hep şöyle deriz: İhtilal oldu, şunlar şunlar yapıldı... Tersi söylenemez mi: O işlerin yapılması için ihtilal oldu. Yahut: Turgut Özal, iktidar oldu, şu, şu, şu, şu işler yapıldı. Bu işe öbür tarafından nasıl bakılır: O işlerin yapılması için Turgut Özal iktidar oldu. Eğil o tarafından bak, doğrul bu tarafından bak meselesi değil. Uzaktan bakınca sanki bu işler de birilerinin hesabıyla kitabıyla oluyor. Tutturulur, tutturulamaz, fire çok olur, devreye başka hesaplar girer o başka. Biraz şeye benziyor: Boğaz köprülerinin inşaatında çalışanların, "bizim de bu işlerde alın terimiz var" demesine... Projeyi çizenin, "benim eserim" diye övünmesine... Farkında mısınız; biz köprüyü kim yaptı deyince... Mühendislerin, çalışanların, kumunu, demirini, çimentosunu taşıyanların adından sözetmiyoruz. Özet yapıp, Boğaziçi Köprüsü''nü Demirel, Fatih Sultan Mehmed Köprüsü''nü de Özal yaptı diyoruz. Özal''la Demirel''in köprü yapımına karar vermesi gibi, birileri de CHP''ye yeni bir şekil verilmesine karar veriyor. Ve inşaat çalışmaları başlıyor. Uzaklaşıp bakınca her faaliyet, her gayret, teferruat oluyor. Malzeme taşıyanlar taşıdıkları malzemenin inşaatın neresinde, hangi katında ne amaçla kullanılacağını bilmiyor. Kaba inşaat bittikten sonra gelip geçerken seyredenler nasıl bir yapı olduğunu farkediyor. Hangi partilerin hangi aşamada baraja takılacağına bile hesap kitapla karar veriyorlar. Biz de oturup bahanesini konuşuyoruz. ..... Öngörmek, istikbal hesapları yapmak vatandaş olarak bizim işimiz değil. Ama, dizideki rolüne kendini kaptıran aktörler gibi, kamera arkasında olup biten her şeye müdahil olduklarını zannedenler çoğaldıkça iki sene, üç sene, dört sene, yirmi sene öncesini hatırlamak insanı rahatlatıyor. Her şey çabucacık bir varmıııış, bir yokmuş oluyor.

