Bizde bir zamanlar bir adam vardı. Trafikte biraz düzgün bir otomobil gördü mü, "kesin hırsızlık yapmıştır" derdi. Diğer hiçbir ihtimale pay vermezdi. Esnaftır, küçük de olsa işadamıdır, müteahittir, miras kalmıştır, yüksek maaşlı bir profesyoneldir.. Hiçbir ihtimali hesaba katmaz, "Çalmadan nasıl alınır" diye sorardı. Adam için namuslu olmanın eşittiri züğürtlüktü. ... Geçen gün yeni kanal sahibi olan birisinin arkadaşı da soruyor: Yahu üniversiteyi beraber bitirdik. Aynı sıralarda okuduk.. Üç tane kot pantolanla dört sene geldi gitti.. Bu para yirmi senede nasıl kazanılır, diyor. Bana demiyor, yazmış, güya kamuoyuna soruyor. Kamuoyunun onay verdiği bir zengin neredeyse yok. Haber sitelerinde okuyucu yorumları var. İnsanımızın yaklaşımını çok güzel anlatıyor. Bakıyorsunuz bir zengin bilmem neredeki arsaya şu kadar milyon dolar vermiş.. Haber bu..altındaki yorumlar: Parayı nereden buldun, onu söyle.. Tabi zamanında dolandırdın devleti.. Bakıyorsunuz bir iki kişi de, " Öyle demeyin..Türkiye''nin en namuslu işadamıdır" diyor. Tanımıyorum, bir bilgim yok, nihayetinde bir iki defa ekranda gördüm, duyduğumuz bir yolsulluğu olmadı diyeni yok. Mantık basit: Bu kadar mal, üçkağıtsız elde edilmez. Malı varsa, servet sahibi olmuşsa üçkağıdı da olmuştur. 980 milattır Türkiye''de .. Birçok bakımdan. 80 öncesinde kamu kaynakları, suistimaller çok sınırlı sayıda insan arasında dönüp durduğu için.. Halkın büyük çoğunluğu hem bu işlerin hem de dikodusunun dışındaydı. Çoğu da birbirine eşit gibiydi. Küçük şehirlerde, büyük şehir mahellelerinde göze batan değişimler olmazdı. Konu komşudaki değişikliğin herkes tarafından açıklanabilir bir hesabı oluyordu. 80 sonrasında hem ekonomik yapı değişti, hacim yüzlerce kat arttı, hem de dolaylı olarak kamu kaynaklarından istifade edebilen insanların sayısı arttı. Ani değişimler hızlandı.
Üç sene önce memur olan dört sene sonra işadamı oluyor.. İki sene önce kirada oturan beş sene sonra müstakil eve taşınıyor. Yüzde hesabına vurunca yine çok anormal oranlar çıkmıyor. Nihayetinde yüzde üç, yüzde beş.. Anormal olan tarafı kamu vicdanında peşinen mahkum edilmeleri.. Ani değişim yaşayanların uğraştıkları işlerin bir ucunda kamu kaynağı, kamu kurumu varsa, kamudakilerle işbirliği varsa kamu vicdanında aklanamıyor bir türlü.. Kalırsa ikinci üçüncü nesilde belki..

