Kaydet
a- | +A

Vatandaş oturduğu evi satıp başka bir semte taşınmak istiyor.

Problem şu:

Oturduğu ev 90.000 YTL ediyor..Piyasası böyle. Hemen satılır mı, satılmaz mı..Satılırsa denilen fiyata satılır mı o ayrı.

Gitmek istediği semtteki evlerin piyasası da 120-130 bin YTL civarında.

Soru şu:

Bu geçişi nasıl yapsın?

1) Gitmek istediği semtte bir ev kiralasın..O arada boşalttığı evini satsın.. Almak istediği yerden bir ev beğensin, aradaki farkı kredi ile kapatsın ve yeni evine geçsin.

2) Gitmek istediği semtte ev kiralasın, eski evini satıp parasını dövize yatırıp beklesin.

3) Parasını YTL olarak tutup beklesin.

4) Alma satma işine girmesin, eski evini kiraya versin, oturmak istediği yerde kirada otursun..Aradaki farkı karşılasın.

...

Herkes biraz bu işten anlıyor. En çok da başkalarına akıl verirken anlıyor.

Bir de bu tip sorularda "ben olsam" faslı vardır.

Ben olsam eski evimi satıp dövizde beklerim.

Aldın doları 1.32 kuruştan, beklemeye başladın..Beş altı ay sonra dolar 120 kuruş olursa ne olacak..Vatandaş, uyduk senin aklına, sıkıntıya girdik diyecek.

İyi o zaman, bekleme..Evini satar satmaz üstünü kredi ile tamamla ve yeni evini al, dedin..

Riski ne? Riski değil de keşke kısmı ne?

Hani olmaz deniliyor ya..Oldu da dolar 170 kuruş oldu..Emlak piyasası da altüst oldu..Boşuna kredi almış gibi oldun.

Hemen ev almasaydın, altı ay bekleseydin, paranı dolarda tutsaydın..

...

Böyle hallerde bilmek bir işe yarar mı?

İsabet ettirenle ettiremeyen arasındaki fark, bilmekten mi kaynaklanıyor.

Böyle olsa, ekonomiyi çok iyi bilenlerin hep isabet kaydetmesi lazım. Onların çoğu bu anlamda perişan. Hep çok bilmenin sıkıntısını yaşıyorlar.

Size bizdeki odacının hikayesini anlatmıştım. Dövizden borsaya, borsadan dövize, borsadan emlaka o kadar isabetli geçerdi ki..küçük bir parayı katlayarak hem iki tane ev aldı, hem de emekli olduktan sonra heveslendiği şehir içinde turist gezdireceği midibüslerden iki tane aldı. 94''teki krizi öngördü.

2001 krizini öngördü.

İşin bir de bu tarafı var.

Züğürt Ağa filminde köyünü yok fiyatına satan Ağa''ya kahyası bir ay sonra bir haber getirmişti: "Ağam, bizden arazileri alan adam buraların baraj için istimlak edileceğini biliyormuş..Bizimki gibi kaç köyden yer toplamış..Sonra da hepsini üç katına dört katına devlete satmış..."

"Nasip"

Kahya, demişti Ağa.

Özeti bu da, insanlar yine de en azından

yanlış yapmamak için, altından kalkılamaz bir riske girmemek için..biraz da usulen böyle işlerde doğrusu ne, diye arayışa giriyorlar.

Benim gözlemim, çok ince hesap yapanların, sinekten yağ çıkarma hesabında olanların işleri pek denk gitmiyor. Nihai bilançoda hep kayıpta oluyorlar.

Çok dert etmeyenlerin yanlışı bile doğru oluyor.

ÖNE ÇIKANLAR