Eskiden insanları tasnif etmek kolaydı. AP''li denirdi, CHP''li denirdi. Daha önceki yıllarda Demokrat Parti''li.. Yahut CHP''li.. 12 Eylülden sonra bir müddet eski AP''li, eski CHP''li devam etti. Ama zihniyeti tarif ederken ANAP''lı denmedi. DYP''li denmedi. Şimdi insanları oy verdikleri partileriyle anlatmak mümkün değil. Filanca için AKP''li diyemezsiniz. AKP''ye oy verdi, vermişti diyebilirsiniz. MHP için bile geçerli.. Şöyle düşünülebilir mi? Eskiden siyah ve beyaz vardı. Şimdi çok geniş bir yelpaze var.. Diğer renkler var. Sadece ana renkler de değil.. Ana renklerin tonları var. Ara renkler var. Bu iyiye gidişin işareti sayılır mı? Refah seviyesinin artmasıyla da ilgili denilebilir mi? Ya da insanlar artık uyandı, körü körüne kapılanıp sahiplenmiyor mu demeliyiz. Ben kabul edilebilir bir açıklama getiremiyorum. Ama şunu biliyorum: Bu kadar çeşitliliğe rağmen sistem yahut yapı hâlâ siyah-beyaz. Renkli çekilen bir filmi siyah beyaz televizyondan seyretmek gibi. Kurallar siyah beyaz. Mevzuat siyah beyaz. Prensipler (ilkeler) siyah beyaz. Müfredat siyah beyaz Kamusal alan siyah beyaz. Renklerden niye korkuyoruz.
>> ŞÖHRET OLAN PROFESÖRLER Kamuoyunun yakından tanıdğı birçok profesör aynı zamanda fakültelerinde öğrencilerine ders veriyor. Ama bütün enerjisini danışmanı olduğu bankada, katıldığı tv programında, rapor hazırladığı kuruluşta tükettiği için öğrencilerine pek birşey kalmıyor. Programdan çıkıp soluk soluğa dersine yetişen var. Yorulmuş, bitmiş.. Ne yapacak derste.. Bir iki anekdot..nasılsınız çocuklar.. Biraz da geyik. Kağıt okumaya bile vakitleri olmaz. Şöyle bir bakıp 50, 60 vermek..yardımcılarına okutmaktan dışında vakitsizlikten zaten yapabilecekleri birşey yok. Bu da onları tahminlerin aksine öğrencilerinin nazarında tercih edilir hale getiriyor.

