Herhangi bir kurumda, bir konuda karar vermek gerektiği zaman kim verir? Bu kurumun neresi olduğuna, ne konuda karar verileceğine bağlıdır. Öyle acil durumlar vardır ki, karar vermek gerekir.. Karar verecek adam (irade) oturur evet ve hayırların riskini hesap eder, tereddüt ettiği konularda bilgi alır, "Şöyle yaparsak ne olur?", "Yapmazsak ne olur?" der ve son sözünü söyler: -Bu işe giriyoruz! -Girmiyoruz! -Bekliyoruz! -İlgilenmiyoruz! -Müdahale ediyoruz vs. Bu mantıkla bizim ülkemizdeki kamu kurumlarının ve merkezi yönetimin karar mekanizmalarına bir bakın, sizin hafızanızdaki şablona, tahminlerinize, hayallerinize uyuyor mu? Son sözü kim söyler, teklifi kim getirir, kim şu konuları araştırın, diyebilir.. "Tartışma bitmiştir, gereği yapılsın!" diyebilir.. Olur mu öyle şey, her şey belli, diyebilirsiniz. Belli olan ne?
Son sözü söyleyecek olan kim? Tıpkı özel sektördeki gibi son sözü söyleyecek adam, devlet mekanizmasının her katındaki adam, "Akşam bana bir uğra, şu konular araştırılsın, gelirken filanı da getir..Yoğunum eve uğrayın, birkaç gün konuşmayın, yemekte görüşelim" diyebiliyor mu? Bizdeki görüşmeler tarafların müzakeresi biçiminde geçiyor. Hem de devletlerarası müzakere gibi. Üç olmasa bile sanki 2.5 ayrı devlet varmış gibi. Bir taraf oturdu, öbür tarafla görüştü.. Öbür taraf dedi ki.. Tamam, herkes her istediğini söylesin ama sonunda bir adam, hepinizi dinledim, kararımı veriyorum: -Yapılacaktır, hayırlı olsun, diyebiliyor mu? ------ 20 dolar İyi bilinen bir konuşmacı, seminerine 20 dolarlık bir banknotu göstererek başladı. 200 kişinin bulunduğu odaya, bu parayı kim ister diye sordu ve eller kalkmaya başladı ve konuşmacı bu parayı sizlerden birine vereceğim fakat öncelikle bazı şeyler yapacağım dedi. Parayı önce buruşturdu ve dinleyicilere hâlâ bu parayı isteyen var mı diye sordu, eller yine havadaydı. Bu sefer, konuşmacı peki bunu yaparsam dedi ve 20 doları yere attı onun üstüne bastı, ezdi, pisletti ve para şimdi pis ve buruşuktu, fakat eller yine havadaydı ve o parayı herkes istiyordu. Ve konuşmacı şöyle dedi arkadaşlarım burada çok önemli bir şey öğrendiniz, burada paraya ne yaptıysam hiç önemli değil onu yine de istiyorsunuz, çünkü benim ona yaptığım şeyler onun değerini düşürmedi, o hâlâ 20 dolar... Hayatımızda çoğu kez verdiğimiz kararlar veya hayat şartları sebebiyle hırpalanır, canımız acıtılır, yerden yere vuruluruz, kendimizi kötü hissederiz, fakat ne olduğu ya da ne olacağı önemli değil, hiçbir zaman değerimizi kaybetmeyiz, temiz ya da pis, hırpalanmış ya da kırılmış, bunların hiçbiri önemli değildir.
Seni sevenler senin ne kadar değerli olduğunu her zaman bileceklerdir, hayatımızın değeri ne yaptığımız, veya kimi tanıdığımızla değil kim olduğumuzla alakalıdır.

