10. Cumhurbaşkanımız, giderken korumalar hariç 16 tane köşk personeli de götürmüş. Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterinin açıklamasından öğereniyoruz. Daha önce de söyledim, bana ters gelen bir tarafı yoktur. Hatta sayın Sezer görevde iken galiba 99 yılında.. Kırmızı ışıkta durdu, markette sıraya girdi, şahsi aracı ile bakkala gitti, haberleriyle bizi sevindirip avuturlarken orası tasarruf etme makamı, sıraya girme makamı değil.. Bunlar benim için sevindirici haberler de değil, gibi bir şeyler gevelemiştim. Üst sınırı var mı bilmiyorum, ama ilgili kanun eski cumhurbaşkanlarına bu hakkı veriyor. Ofis de isteyebiliyorlar. Ayrıca ofis personeli de. Bunda bir gariplik yok. Garip olan tarafı kılı kırk yaran yedi yıllık görüntüden sonra rekor kırmak. Hatta beni etkileyen şöyle bir haber olmuştu o günlerde.. Ya güvenlik müdürü ya da görevlilerden biri resmi araçla evine gidip geldiği için başka bir hizmete kaydırılmıştı.
Bu hem çok titizlik gibi anlaşılmış ve anlatılmıştı hem de, "tüyü bitmemiş yetimlerin hakkı işte böyle korunur" diyenler olmuştu. .....
Demirel 5 personel götürmüş. Evren Paşa ondan az götürmüş. Sezer 16 personelle rekor kırmış. Bu 16 kişinin hangi hizmetleri yürüttüğünü dert etmiyorum Belki kısa bir süre içindir, belki daimidir, belki emekliliklerine az kalmıştır, belki mağdur olmasınlar diye himaye altına alınmışlardır.. Şu olmuştur bu olmuştur. Ama yedi sene boyunca oluşturulan imajla bağdaşmamıştır, hatırlatayım dedim. ... Bu şirinlikler biraz da kamuoyunda estirilen rüzgarla şekilleniyor. Bugün hâlâ kimi temsil gerektiren birçok kurumda o kurumu temsil edenlerin re''sen harcayabilecekleri bir para yoktur. Hep bir kılıf uydurulmak zorunda kalınır. Oysa, şu ödeme yapılsın, şuraya şu kadar harcansın, buradan karşılansın deme imkanları olsa bu israfı değil aksine tasarrufu getirir. Dolambaçlı yollar aranmaz. Benim iddiamdır, siz takıntı deyin. Belediye başkanlarına ihaleleri dilediğiniz yere dilediğiniz fiyata verebilirsiniz deseniz..bugünkü sistemden daha az usulsüzlük, daha az maliyet, daha az yolsuzluk olur.
> DENEME Yeni gazete çıkarma hazırlığındaki ekibe sormuşlar: Bir gazete taraf olmalı mıdır? Saklamak ve göstermekle ilgili tespit ilginç geldi bana. "- Dürüstlükten yana taraf olduğun zaman, olaylar karşısında tarafsız olursun. Nedir tarafsızlık? Bir olayın gerçeği neyse, nasıl olduysa, onu olduğu gibi anlatmak. Bak biz bundan yana tarafız! Diğer gazetelerin sakladığı haberleri koyacağız ortaya, biz bundan tarafız. Çünkü gazetecilik aslında göstermekten ziyade saklamakta! Biz saklamayacağız ve diğer gazeteler de zorlanacak. Çünkü medyaya da bir lafımız var: Biz çıktıktan sonra saklayamazsınız!" Bu iddia ile çıkan çok gazete oldu. Kimseye bağımlı olmamak için gazeteyi 1 liraya satacaklarmış: "Siz bir şeyi zararına satıyorsanız o zararı başka bir yerden çıkartmak zorundasınız. Zararı çıkartmaya çalışırken birilerine bağımlı olmak zorundasınız. Biz gazeteye ilan alacağız ama ''Hiç kimse ilan vermezse de vermesin'' diyebiliyoruz. 1 liraya satacağız çünkü" En azından güzel bir deneme olur. Üç ay içinde işin nereye varacağı belli olur.

