Mecburi eğitim 8 yıla çıkarıldı. Ardından vergiler geldi: Eğitime katkı payı adı altında bazı mallara vergi konuldu.. Ve o zaman denildi ki, iki sene desteğinizi sürdürün, sonra kaldırılacak.
İki sene doldu. Şimdi katkı paylarının artırılması düşünülüyormuş. Hem de bazı kalemlerde yüzde yüzden fazla.
Deprem oldu, birçok deprem vergisi adı altında paralar toplandı.
Süre dolmak üzere.. Düşünülen çare deprem vergilerinin de artırılarak devam ettirilmesiymiş.
Türkiye''de vergisinden kaçamayacağınız tek mal otomobil.
Devlet eskisini kaça alıp kaça sattığınıza bakmıyor, listesini açıyor; bunun vergisi şu kadar diyor.
İkincisi emlak.. Aldığınız ya da sattığınız fiyatın yarısını, daha azını gösterebiliyorsunuz. Ama onda da önceden tespit edilmiş listeler var, onun altına inemiyorsunuz. Bu iki kalem devlet için çok cazip.. Para lazım oldukça
buradan çekebiliyor.
"Kayıtdışı ekonomi" tabiri ile tanışalı on sene
oldu. Ondan önce böyle şeyler bilmezdik. Söylemeye bile utanırdık. Oysa bugün biliyoruz ki yapısı bizimki gibi olan ülkelerde kayıtdışı bir kuruluş yolu.
Özeti şu: Esnaf
yılda 30 milyar liralık iş yapıyor, on milyarını resmiyete aksettiriyor. Vergileri de buna göre hesap ediliyor. Herşeyini tam gösterse adam batar. O yarısını gösterince vergi kaçırmış oluyor.. Bunun öbür adı sahtekarlıktır.
Ama devlet o adama yılda 300 milyon lira geçim indirimi tanıyınca sahtekarlık yapmış olmuyor.
Yılda 300 milyonla geçinilmeyeceğini devlet de biliyor.. Ama mevzuat öyle deyip işin içinden çıkıyor.
...
Para ihtiyacı olan devlet hazine arazilerini satmaya yanaşmıyor, kamu bankalarını satmaya yanaşmıyor, hastaneleri elden çıkarmaya yanaşmıyor, telekomu satmaya yanaşmıyor.
Hiç olmazsa onun sebebini biliyoruz. Stratejik bir kuruluşmuş. Düşmanların eline geçme ihtimali varmış.. Gerisini ezbere biliyorsunuz milli birlik bütünlük, bölünmez bütünlük. Telefon idaresi stratejik olan bir tek biz kaldık dünyada.. Öbürleri sattı. Bir de Saddam''ın telefonları stratejik.
Hazine arazileri stratejik.
Lojmanlar stratejik..
Büyüklerimizin yiyip içmesi bile stratejik. Onlar sıradan insanlar değil. Vatanını seven, vatanı için çalışanlar alelade insanlar olamaz. Yiyorsa vatanı için yiyordur. Dolayısıyla stratejiktir.
Artık birbirimize bilerek yalan söylüyoruz.
İşin içine ulusal güvenlik ve strateji girdi mi her iş mübah olur.
Ulusal güvenlik mi, adalet mi?
Tabi ki güvenlik.
Ulusal güvenlik mi, AB mi? Ulusal güvenlik mi, refah mı? Ulusal güvenlik mi, demokrasi mi? Hepsinde ilk şık doğru cevaptır. Ve akan suları durdurur.

