Kaydet
a- | +A

Geçen hafta Ayşe Önal''ın Star''daki programında milletvekilleri ile ilgili bir bölüm vardı. Önal, iktidar ve muhalefet partisi milletvekillerinden bazılarına sordu: -Parlamentoya girmeden önce hayalleriniz neydi, neyle karşılaştınız? Ayaküstü anket gibiydi. Cevaplar farklı görünse de aynı kapıya çıkıyordu. Çoğu hayal kırıklığı içindeydi. Tahayyülleriyle yaşadıkları örtüşmüyordu. Yine çoğu zülf-ü yare dokunmadan, dışardan göründüğü gibi -yahut zannedildiği gibi- yasama üyelerinin sistemin işleyişinde pay sahibi olmadıklarını söylüyordu. Sorunun devamı olsaydı, yani "size göre sistemin işleyişinde en büyük pay kimin" denilseydi, kamera önünde işe yarar birşey çıkmazdı ama en azından yalnız kaldıkları zaman düşüncelerini formüle ederlerdi. Ankete katılanların da satır başlarında hatırlattığı gibi parlamentonun yasama görevi var, denetim görevi var. Bu iş pratikte nasıl oluyor?

Şu veya bu iktidar, parlamenterlerin yarıdan bir fazlasının desteğine sahipse dolaylı olarak yasama işi icranın sırtına binmiş oluyor. Yahut yasama yürütme ayrımı fiilen ortadan kalkıyor, aynı kurum gibi çalışılıyor.

Taaa ki, salt çoğunluk elden gidinceye kadar.. Salt çoğunluk kaybedilince yasama yürütme ayrımı netleşmiyor.. İhtiyaca göre iki ya da üç partili bir koalisyon kuruluyor, -biz ona zarif bir şekilde görev diyelim- görev (yasama yürütme) koalisyon ortağı parti liderlerinin oluyor.

Yasamaya yine fazla iş düşmüyor. Peki icranın ortaklı ya da ortaksız parlamentoda çoğunluk tarafından desteklenmesi yetiyor mu? Yetmiyor. ..... Sanki adını koyamadığımız bir eksiğimiz var. 99''ları, 2000''leri, 2001''leri yaşarken her ah vahdan sonra, bir istikrar lafı eder, istikrara giden yolun da tek parti iktidarı olduğunu söylerdik. Rivayete göre demek yanlış olur, bize yapılan telkinlere göre, sıkıntımızın tek sebebi çok partili koalisyonlar ve ortakların birbiriyle didişmesiydi. Dertlerin ilacı da istikrardaydı. ..... Şimdi sıkıntımızın sebebi ne olabilir?

Ya da ne olduğunu ne zaman söyleyecekler? Öfkemizi nereye kanalize edecekler? Kurtuluşumuz için nereyi işaret edecekler? Çünkü ne zaman çaresiz kalsak öfkemizi boşaltacağımız düşmanları ve kurtuluş kapısını karşımızda buluyoruz. Yeni düşmanlarımız kim olacak?

ÖNE ÇIKANLAR