Kaydet
a- | +A

Bir ay önce bir Türk profesör çıkıp Artvinliler''e tavsiyede bulunmuştu: Yılanları öldürmeyin, demişti. Birşey daha söylemişti: Türkiye''de zehirli yılan türü yok denecek kadar az, insanlar bilip bilmeden her gördüklerini öldürüyor, ekolojik denge bozuluyor..Mesela Artvin''de tarlalar farelerin istilasına uğradı, yılanları öldürmeselerdi fare istilası olmazdı. Kamu düzenini sağlarken ekolojik denge kurallarına riayet edilmezse farelerin istilasına uğrayan tarlalar gibi büyük şehirler de başkalarının istilasına uğrar. Bu istilayı kanuni müeyyidelerle, polis gücüyle, istihbaratla önlemek her zaman mümkün olmaz. Birçok ülkede üstü örtülü olarak bu dengelerden istifade edilir. Bizde de hep denenmiştir, ama çoğunda yüze göze bulaştırılmıştır. Taşradan gelenleri kontrol altında tutmak için geçmişte öğrenci dernekleri kurulmuş. Herkeste var, bizde de olsun, farklı maksatlarla kullanalım diyerek sendika kurulmuş. Vatan millet dernekleri kurulup gençler bir o tarafa bir bu tarafa koşturulmuş sonra çoğu yüzüstü bırakılmış. İstanbul kapkaç teröründen bunalmış vaziyette. "Bu işin çaresi ne?" sorusunu polise sorsanız başka şey söyler. Sosyologlara sorsanız başka şey söyler. Mağdur vatandaşa sorsanız başka şey söyler..Ama ekseriyet müeyyidenin yetersizliğinden, kanuni düzenleme gereğinden filan sözeder. Ben ekolojik denge hesaplarının örnek alınmasının daha pratik bir çözüm olacağını söylüyorum. Farelerin ilacı yılanlar..Yılanların da ilacı var, belgeselleri seyredin göreceksiniz.. Ama bizimkilerin hesap yapmaya hiç vakti olmamış. Dernekler, cemaatler, sendikalar, kurumlar hep demirperde anlaşıyı ile kontrol altına alınmış.. İstihbarat tek maksat için yapılmış, tek şeyden endişe edilmiş. ... Misal: Tek görevi Saddam''a yönelik faaliyetleri takip etmek olan Irak istihbaratı, Saddam gidince ne yapar, işsiz kalır.

Kışın sonu bahardır

Kuzey Irak''taki kürtlere takılıp kaldık. Mutlaka bu işlere kafa yoran büyüklerimiz ne istediğimizi, onların ne istediğini biliyordur ama biz bilmiyoruz. Biz sadece koroya katılıp küstah Talabani, fırsatçı Barzani diyoruz ama açıkçası niyesini de pek bilmiyoruz. Kötü olmasalar, yatıp kalkıp kötülüğümüz için çalışmasalar böyle şeyler söylemeyiz. Uluslararası ilişkilerde bir kötüler bir de iyiler vardır. Biz iyiyiz ve sadece iyilerle işbirliği yaparız. Ve isteriz ki, ortak, müttefik, komşu olduğumuz herkes bizim gibi iyi olsun. Biz ne istiyorsak yerine getirsin. Bize danışmadan iş yapmasın. Birisi bize göre kötü ise başkasına göre iyi olması da mümkün değil. Bizim kötümüz herkesin kötüsüdür. "İyi"nin bir iyiliği daha var, izafi bir kavram..Ölçüye, tartıya gelmez..Ölçülen tartılan şeyler de zaten bizim işimize gelmez.

ÖNE ÇIKANLAR