Kaydet
a- | +A

12 Eylül''den sonra Demirel ne zaman hükümet kurdu? 91''de.. Hükümeti kurduğu zaman bir yenilik yapıp, "Biz yolsuzluklara çok önem veriyoruz. Bu işle bir devlet bakanımız ilgilenecek. Yolsuzluklardan sorumlu olacak. Nerede devletin kör bir kuruşu kalmışsa hesabı sorulacak" denilmişti. Araştırıldı, soruşturuldu, ama yakasına yapışılacak bir Allahın kulu bulunamadı. Hatırlar mısınız, 80 öncesinde yolsuzluk lafları hiç edilmezdi. Çünkü eskiden bu işler çok sınırlı sayıda insan arasında olur, üstelik karşılıklı olur, her icraata ya da aktarmaya kanuni bir kılıf bulunabilirdi. Mesela karaborsada 100 lira olan doları ithalatçıya 50 liradan vermek yolsuzluk sayılmıyordu. Enflasyon yüzde 60''larda seyrederken bir kamu bankasından filancaya yüzde kırkla kredi vermek de. İçerdeki bir adamı kollamak için 100 liraya dışarıdan alınabilecek bir mal dolaylı ithal yasağı koyup insanları içerdeki bir adama mahkum etmek.. 300 liraya insanlara satılmasını sağlamak da yolsuzluk sayılmıyordu. Yerli oto almak için sıraya yazılıp altı ay beklemek tadına doyulmaz bir bahtiyarlıktı. Herkese nasip olmazdı yani. Bugün yolsuzluklarla, araştırmalarla, soruşturmalarla yatıp kalkmamız bu işlerin artmasından değil. Bunu hatırlattıktan sonra şuraya gelmek istiyorum. Evvela, "Oh çok şükür, herhalde bu sefer işler ciddi.. Yapılanlar yapanların yanına kâr kalmayacak" gibi bir hisse kapılmayın.

Daha hüküm giymiş bir tek kimse var mı? Tuttuk, yakaladık, gırtlağına bastık, içeri attık.. Sonra? Bıraktık. Kanunları değiştirmekle, müeyyideyi arttırmakla, işleri hızlandırmakla olmaz.. En fazla bir iki "günah keçisi" bulunur onun da size bize faydası olmaz. Birilerinin tasfiyesinde kullanılır o da somunu büyütmez. Oh olsun demek, sizi rahatlatıyorsa bu bir faydadır. Birileri zora dara düştükçe keyiflenirsiniz. Peki bu işler eninde sonunda bitmeyecek mi? Bitecek.. Ama yolsuzları hırsızları kovalayarak değil. Sistem -isterseniz rejim de diyebilirsiniz- kendi vatandaşını öncelikli tehdit olarak görme huyunu terkettiği zaman. Öncelikli tehdit sıralaması değişmeden devleti ekonominin içinden çekmek, dağıtım merkezi olmaktan kurtarmak, bu uğurda heba edilen kaynakları denetlemek mümkün değil.

Tuzlu ayran uzmanları

Kendimi bildim bileli her yaz, gazeteler aracılığı ile bize tavsiyede bulunan uzmanlar olur. Yaşlı ve çocuklar şu saatlerde sokağa çıkmasın. Tuzlu ayran için. Fazla hareket etmeyin. Havalar ısındı hiç ortalıkta uzman yok.. Biri çıkıp ayran için, dese de içsek. Çocukları sokağa çıkarmasak. Bir de uzmanlar hemen her konuda ikiye ayrıldığı için kafamız karışıyor.. Ama tuzlu ayran uzmanları ağız birliği etmişçesine her sene aynı şeyleri süylüyor hem onlar rahat ediyor hem biz. Bu arada izin verirlerse birşey danışmak istiyorum: Akşamları TV''de haberleri seyrederken tuzlu ayran içmemizin bir sakıncası var mı?

ÖNE ÇIKANLAR