Kaydet
|

Dünya kuruldu kurulalı insan insana, emek üretime muhtaçtır. Ancak Sanayi Devrimi’nin karanlık bacaları yükseldiğinde, insan yalnızca bir çarkın dişlisi sayıldı. Günde 16 saati aşkın ağır mesailer, insanı yaşatmak için değil, âdeta tüketmek için dizayn edilmişti. O çağlardan günümüze kadar uzanan kadim bir kelam-ı kibar vardır: "İş bitmez, insan biter." Lakin devir değişti. Bedenen ve ruhen yıpranan toplumların geleceğe taşınamayacağını anlayan insanlık, kânun-ı kadîm sayılan katı çalışma saatlerini birer birer terk ediyor; Sadece Avrupa ülkeleri ve gelişmiş ülkeler değil birçok ülke mesainin kısaltılması yönünde adım attı ve atıyor.

Nitekim geçtiğimiz günlerde en son Brezilya da haftalık çalışma saatlerini 44 saatten 40 saate düşüren ve çalışanlara ücret kesintisi yapmadan haftada 2 gün izin hakkı tanıyan anayasa değişikliğini yaptı. Keza artık düstur nettir: "Az olsun, öz olsun; insanı yaşat ki cihan yaşasın."

Gelişmiş dünya, emeğin miktarını değil, niteliğini ve verimini öne çıkaran yeni bir döneme adım attı. Sıra bizde. Bizim çalışanlarımız da fazlasıyla hak ediyor…

TARİHÎ HAKİKATLER VE ÇALIŞMA SÜRELERİ

Tarih boyunca atılan adımlar, insanca yaşama arayışının durdurulamaz bir nehir gibi aktığını kanıtlamaktadır. Dünyadaki başlıca yasal düzenlemeler ve tarihî teyitler bu hakikati gözler önüne serer:

  • 1919 (Milletlerarası Çalışma Teşkilatı-ILO): Günde 8, haftada 48 saat sınırı getirilerek ilk beynelmilel standart çizildi.
  • 1935 (ILO): 40 saatlik çalışma hedefi küresel bir tavsiye kararı olarak benimsendi.
  • 1936 (Fransa): Halk Cephesi reformlarıyla haftalık 40 saatlik çalışma yasal güvenceye kavuştu.
  • 1938 (ABD): Adil Çalışma Standartları Yasası (FLSA) kabul edilerek haftalık sınır 40 saat olarak tescillendi.
  • 1998-2000 (Fransa): Aubry Yasaları ile haftalık çalışma süresi 35 saate çekildi.
  • 2015-2019 (İzlanda): Haftalık 35-36 saatlik uygulama denendi; verimin düşmediği, aksine çalışan sağlığının düzeldiği kanıtlandı.
  • 2021-2026 (Kolombiya): Kabul edilen kanunla haftalık 48 saatlik mesai adım adım 42 saate indirildi.
  • 2023 (Şili): 45 saatlik sürenin kademeli olarak 40 saate düşürülmesi yasalaştı.
  • 2026 (Meksika): Anayasal düzenlemelerle 48 saatin kademeli olarak 40 saate indirilmesi süreci başlatıldı.
  • 2026 (Brezilya): Brezilya Kongresi tarihi bir kararla anayasayı değiştirdi. Çalışma süresi 44 saatten 40 saate düşürüldü, maaş kesintisi olmadan haftada 2 gün dinlenme hakkı tescil edildi.

BİZDE ZAMAN DURDU MU?

Dünya insani standartları yukarı taşırken ülkemizde tablo durağandır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 63. maddesi hükmü açıktır: "Haftalık çalışma süresi en çok 45 saattir."

6 gün çalışılan yerlerde günlük 7,5 saat, 5 gün çalışılan yerlerde 9 saate varan mesailer uygulanmaktadır. Bu sınır uzun süreden beri bir türlü değişmemiştir. Dünya 40 saat hatta 35 saate doğru ilerlerken, bizler çeyrek asırlık kurallarla yerimizde saymaktayız.

ÇALIŞMA SAATLERİ KARŞILAŞTIRMASI

  • Avrupa Birliği: (35-40 saat) arasındadır.
  • İzlanda (35-36 saat, Avustralya (38 saat)
  • Japonya-G. Kore-Şili, Brezilya (40 Saat)…
  • Türkiye’de ise hâlen (45 Saat)

YENİ DÜZENLEME ELZEM

Haftalık 45 saatlik çalışma süresini düşürmek, bir lüks veya tembellik talebi değildir. Bu adım, toplumsal, ekonomik ve insani açılardan kaçınılmaz bir zorunluluktur.

Uzun çalışma saatleri kronik yorgunluğa, tükenmişliğe ve ağır strese yol açar. Yorgun bir beden ve zihin, iş kazalarına açık davetiye çıkarır. "Sağlık candan önce gelir" derler; bedeni tükenen bir toplumun üretim çarklarını döndürmesi imkânsızdır. Ayrıca;

  • Çok çalışmak, çok üretmek anlamına gelmez. Saatlerce masada ya da tezgâh başında yorulmuş bir çalışanın verimi dip yapar. İzlanda ve Fransa örnekleri göstermiştir ki: Dinlenen zihin, verimli iş üretir. Sürenin kısalması maliyeti artırmaz; aksine hastalık izinlerini, iş hatalarını ve kayıpları azaltır.
  • Haftada 6 gün veya günde 9-10 saat çalışan bir insanın ailesine, çocuğuna, kendi kişisel gelişimine zaman ayırması imkânsızdır. Ailesine vakit ayıramayan bireylerden oluşan bir toplumda sosyal doku zedelenir. Hafta sonu iki gün kesintisiz dinlenmek, insanı âdeta yeniden diriltir.
  • Gelişen teknoloji ve yapay zekâ, iş süreçlerini hızlandırmıştır. Eski beden gücü odaklı saatlerle modern çağın teknolojisini yönetmek çelişkidir. Çalışma saatlerinin 40 saate çekilmesi, gençlerin ve kadınların iş gücüne katılımını kolaylaştıracak, yeni istihdam alanları oluşturacaktır.

NE KAZANACAĞIZ?

Çalışma sürelerinin kısaltılması reformu gerçekleştiğinde kazanan sadece çalışan değil, işveren ve devlet olacaktır:

  • Sağlıklı Bir Toplum: İş stresi ve beden yorgunluğu azalacak.
  • Yüksek Verimlilik: Kısa sürede daha kaliteli ve odaklanmış üretim sağlanacak.
  • İş Kazalarında Düşüş: Yorgunluğa bağlı hatalar ortadan kalkacak.
  • Güçlü Aile Yapısı: Anne ve babalar çocuklarına zaman ayırabilecek.
  • Sürdürülebilir Ekonomi: Hastalık izinleri ve iş gücü kaybı maliyetleri düşecek.

HASILIKELAM: VAKİT TAMAMDIR, ŞİMDİ SIRA BİZDE!

Dünya örnekleri ortadadır. Brezilya yaptı, Şili başardı, İzlanda ispatladı, Fransa çeyrek asır önce adım attı. ILO yüz yılı aşkın süredir bu hedefi gösteriyor. Hâlâ 45 saatte ısrar etmek hem insanımıza karşı bir haksızlık hem de ekonomimiz için açık bir verimsizlik kaynağıdır. Zaman gelmiştir.

Haftalık çalışma süresi maaş kesintisi yapılmaksızın derhal 40 saate çekilmelidir. İki gün kesintisiz hafta sonu izni anayasal ve yasal güvenceye kavuşturulmalıdır. Bu geçiş, sosyal diyalogla; devlet, işveren ve çalışanın ortak aklıyla kademeli olarak planlanmalıdır. Az olsun, öz olsun. Dinlenen toplum, güçlü toplumdur; güçlü toplum, üreten toplumdur. İnsan odaklı bir çalışma düzeni artık ertelemeye gelmez. Yarın geç olabilir, şimdi sıra bizde!

İsa Karakaş'ın önceki yazıları...

Haber Asistanı

Son 30 günün haberleri
📰

Türkiye Gazetesi Haber Asistanına Hoş Geldiniz!

Son 30 güne ait haberleri, spor gelişmelerini veya yazar yazılarını sorgulayabilirsiniz.