Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Tarihî dönüm noktasının onuncu yılı…
0:00 0:00
1x
a- | +A

15 Temmuz ihanet kalkışmasının üzerinden on yıl geçti… Bu on yıllık zaman zarfında, hain darbe teşebbüsü ve onu tezgâhlayan odaklara dair pek çok şey söylendi. Ama hâlâ karanlıkta kalan noktalar var.

Bir daha asla!.. Bu cümleyi kurarken tarihin tekerrür etmemesi için yeteri kadar uyanık ve dikkatli olacağımızı ifade ediyoruz. 15 Temmuz ihanet kalkışmasından önceki darbelerden sonra da kimi zaman cılız sesle dahi olsa, millî iradeye karşı meydana gelebilecek menfur saldırılara meydan verilmeyeceğini hep tekrarladık. Ne var ki, Sultan Abdülaziz Han’ın katledilmesiyle neticelenen; 150 yıl önceki o hain darbeden itibaren, her beş on yılda bir gizli veya aleni biçimde sahnelenen silahlı müdahalelerin ardı arkası kesilmedi. Geçen bir buçuk asır içinde cereyan eden bu nevi hadiseler, koskoca Osmanlı İmparatorluğu'nun dağılıp gitmesine sebep olduğu gibi, yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin de belini doğrultmasına bir türlü fırsat vermedi. En son ve en tehlikelisi olarak sahnelenen, 15 Temmuz ihanet kalkışması hep ifade edildiği üzere, yalnızca bir darbe değil, Sayın Cumhurbaşkanımızın dün de Millet Meclisi çatısı altında dile getirdiği üzere bir işgal teşebbüsü idi! Şayet başarıya ulaşsaydı, bugün çok farklı ve korkunç bir Türkiye tablosu ile karşı karşıya olacaktık… Allahü teala muhafaza eylesin, bölünmüş, parçalanmış ve belki bir kısmı işgal edilmiş, kardeş kavgasının hüküm sürdüğü bir Türkiye’yi tahayyül etmek dahi insanın kanını donduruyor. Evet, 15 Temmuz 2016 gecesi, Türkiye tam olarak böyle bir felaketle burun buruna idi. Şükürler olsun ki, Cenab-ı Hak, hainlere fırsat vermedi.

Vatanı için canını kanını feda etmekten çekinmeyen kahraman Türk evlatları, vatanseverlik nasıl olurmuş, bütün dünyaya gösterdiler… Şehadet mertebesine kavuşan şehitlerimizi, kahraman gazilerimizi bir kere daha rahmet ve minnetle yâd ediyoruz. Onların kahramanlık ve müstesna fedakârlıkları sayesinde bugün huzurlu bir Türkiye’de hayat sürüyoruz… Bundan daha büyük bahtiyarlık ne olabilir? Amma bu bahtiyarlığın kıymetini çok iyi bilmek bizim boynumuzun borcudur. Şehitlerin kanının hakkıdır… Devletin içinde on yıllar boyu palazlanan ihanet şebekeleri, sonunda devletin kendisini ele geçirecek bir PARALEL DEVLET YAPILANMASINA dönüştü!.. Silahlı Kuvvetlerin general kadrosunun yarısından fazlasını ele geçiren, emniyet güçlerinden; yargı mensuplarından, eğitim camiasından, binlerce, on binlerce kişiyi devşirerek devlet teşkilatının temeline dinamit koyan FETÖ terör örgütü, emperyalist güçlerin güdümünde, en ölümcül hamleyi yaparak, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni ortadan kaldırmak istedi. Lakin Türk milleti şanına yakışır şekilde bu ihanetin karşısında, diğer bütün milletlere de örnek olacak şekilde bir kahramanlık destanı yazdı. Öyle bir destan ki, nesiller boyu iftiharla hatırlanacak, daima takdirle, şükranla minnetle anılacak… Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü liderliğinde, milletimiz topyekûn biçimde dış kaynaklardan beslenen hain ve alçak yaratıklara gerekli dersi verdi... Yeri gelmişken, 15 Temmuz gecesi TGRT ekranlarından Cumhurbaşkanının çağrısını bütün Türkiye’ye duyuran, merhum Batuhan Yaşar kardeşimizi de bir kere daha rahmetle analım. “Öleceksek bu gece ölelim…” diye vatan için can feda etmeye ne derece hazır olduğunu ortaya koymuştu.

Evet, kahramanlarımızın fedakârlıkları anlatmakla bitmez. Ancak bu iş burada bitmedi. Çok dikkatli ve uyanık olmak mecburiyetindeyiz. FETÖ terör örgütünün belini kıracak darbe indirildi. Fakat bu, tehlikenin tamamen geçtiği manasına gelmiyor! Zira kıyıda köşede mevzilenmiş, fırsat kollayan alçaklar meydanı boş bulduğu anda aynı şenaati yapmaktan geri durmayacaktır. Hâlâ daha kendilerince rövanş peşindeler. Şimdiye kadar yedi yüz yirmi binden fazla kişi hakkında hukuki işlem yapıldı. Binlercesi mahkûmiyet aldı. Binlercesi hâlâ firarda. Bunların çoğu da yurt dışında ve hâlâ aynı kafada devam ediyor. Bunu unutmayalım. Cumhurbaşkanının dün “Mücadeleye aynen devam edeceğiz…” sözünü söylemesi, bu hususta çok kıymetli bir iradenin göstergesidir...

Yukarıda işaret ettiğimiz üzere, önceki hiçbir darbe veya darbe teşebbüsü ile kıyaslanmayacak kadar ürkütücü olan bu kalkışma, Türkiye üzerindeki büyük hesapların bir neticesi idi. Evet, o kirli hesaplar boşa çıkarıldı. Bu sayede bugün Türkiye, bütün dünyada saygı gören güçlü bir devlet olarak, bölgesel ve küresel meselelerde önemli roller oynayabiliyor. Velakin birileri bu durumdan fena hâlde rahatsız… Yani boş durmayacaklar. Su uyur düşman uyumaz!..

Tekrar altını çizelim; Şayet milletimizin 15 Temmuz gecesi kazandığı eşsiz zafer olmasaydı, bugün Terörsüz Türkiye yerine hendek-çukur olaylarını konuşuyor olacaktık. Dünyanın gidişatı on sene öncesine göre daha da sıkıntılı. FETÖ elebaşı misali yabancı güçlerin uşaklığını yapmaya hevesli tipler hiç de az değil. Yeter ki fırsat ve ortam bulsun… Dolayısıyla tehlike devam ediyor. Aradan on yıl geçmesine rağmen 15 Temmuz ihanetinin izleri çok belirgin ve her an bir başka şekilde harekete geçilecekmiş gibi hissettiriyor… Bunca tahkikat ve yargılamaya rağmen, hâlâ daha Paralel Devlet Yapısının nasıl olup da bürokrasi içinde bu kadar yayılabildiği tam olarak anlaşılmış değil. Hâlâ aydınlatılması gereken kör noktalar var. Binlerce hain, haricî güçlerin himayesinde ülke dışında yaşıyor. Ve şu ana kadar hesap vermediler. Malum dış güçlerin on yıllarca, bölücü terör örgütüne yaptığı gibi, FETÖ’ye de azami destek verdiği ortada. O hâlde bu türden tezgâhların devam edeceğini unutmamak lazım. 15 Temmuz'ları bir daha asla yaşamamak için!..

İsmail Kapan'ın önceki yazıları...