TRT''de Arnavutça yayın bölümünde görevli Necip P. Alpan''ın yolladığı değerli yazısında yer alan bazı bölümleri önemine binaen aynen naklediyorum: "YAPAY SORUN MU, OYUN MU? Kosova krizinin yani Sırpların Kosova Arnavutlarına saldırdığı 28 Şubat 1998 tarihinden bu yana, basın ve medya organlarında zaman zaman, Türk-Arnavut anlaşmazlığından söz edilir. Bu çelişkili haberlerle ilgili olarak Kosova Arnavutluk sorunlarında en çok mürekkep tüketen Türk yazarlarından Sayın Mustafa Necati Özfatura, 2/8/2000 tarihli Türkiye Gazetesi''nde ve Prof. Dr. Sayın Hasan Ünal da 3/8/2000 günlü Zaman''da ilginç yorumlar yaparak, gerçekçi çözümler önerdiler. Yeraltı kaynaklarına dayanan olumsuz haberlerin amacı, geleneksel Türk- Arnavut kardeşliğini zedelemek ve protoplazma durumuna getirilmiş olan Kosova''yı daha da parçalamaktır. Ne var ki; bu yapay olaylar yatsıya kadar devam eder... Kosova''yı gezip görmüş olanlar, Kosova''nın uzak ve yakın tarihini okumuş bulunanlar ve özellikle Türk ve Arnavut resmi haber merkezinde çalışanlar, iyice bilirler ki, Türklerle Arnavutlar arasında en ufak bir anlaşmazlık konusu yoktur, sorun da yoktur. Aksine, Türkler Arnavutların ve Arnavutlar da Türklerin en candan dostu, yardımcısı ve dayanışmacısıdırlar." Ortaçağda Sırp, İslâv ve Elen papazlardan çok eziyet çeken Kosova Arnavutları, gönüllü olarak İslâmiyeti benimsediler. Türklerle kaynaştılar, özdeşleştiler, örf ve adetleri ve inançları ortaklaştı. Türklerle Arnavutlar devlet hizmetlerinde zaferle başarıları paylaştılar. Arnavutlar "Reaya" sayılmadı. Ortak bir kültür geliştirildi. Osmanlılar, Arnavutların diline, dinine, mezhebine saygı gösterdi. Ortodoks ve Katolik Arnavutlar da, Müslüman Arnavutlar gibi sayıldı. Katolik Arnavutlar da Kırım Savaşında Ruslara karşı savaştı. İşkodralı Vasa Paşa, Lübnan''da onbeş yıl genel vali olarak hizmet gördü. Bugün de Türklerle Arnavutlar dil ve vatan dışında akrabadırlar. Osmanlılar zamanında (67) Sadrazam ve başvezir Arnavut kökenlidir. Bunların çoğu Kosova çıkışlıdır. 1389 ve 1448 savaşları ile Kosova kurtulmasaydı, Müslüman bir Arnavutluk ve Müslüman bir Kosova mevcut olabilir miydi bugün? Bu konu ile ilgili olarak tanınmış Arnavut aydınlarından yazar ve diplomat (Washington Büyükelçisi) Faik Koniça (1876- 1942) bir yazısında şu itirafta bulunmuştu: "Eğer Arnavutlar, Osmanlılar sayesinde Müslüman olmasalardı, bir Arnavutluk ülkesi mevcut bulunmayacaktı. Çünkü bu topraklar Elenlerle (Yunanlılarla) Slavlar (Sırplar) arasında paylaşılmış olacaktı..." demektedir.
Bu teşhis çok doğrudur. Nasıl ki, Müslüman olmayan Türk kavimleri tarihten silinmişse, İslamiyet de Arnavutların tarihten silinmesini, erimesini önlemiştir. 19. asrın sonunda, Balkan ülkelerine Rusya''dan Greko-İslâvlardan ve Batı ülkelerinden (Fransa, İngiltere, Almanya...) gelen tehlikeyi sezen büyük ve meşhur Türkolog ve Türkçeci Şemseddin Sami ve kardeşleri Abdül ile Naim Fraşari, eski Lübnan Genel Valisi İşkodralı Vasa Paşa, İstanbul Ünivertisetisi''nin kurucusu ve ilk rektörü Hoca Hasan Tahsin, İkinci Meşrutiyet Mebusan Meclisi''nin milletvekillerinden diplomat ve vali Avlonyalı İsmail Kemal...v.s. Bağımsız Arnavutluk değil fakat Sırp, Bulgar ve Yunan tehdidi altında Yanya, Manastır, Üsküp, Priştine (Kosova) ve İşkodra illerinden oluşan ve Osmanlı Devletine bağlı muhtar bir Arnavutluk''u savunuyorlardı. Basiretsiz İttihat Terakki ve muhalefet kavgası ile bütün Rumeli''yi kaybettik.

