Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Mikrop!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Sinan Burhan, hükûmete yakın bir gazeteci. Görüşünü, fikrini, zikrini saklamıyor. Burhan, Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal'ın CHP'den kopmaya hazırlandığını duyurdu. Bilginin kesin, kaynağının sağlam olduğunu söyledi. Herkes "yok canım, daha neler" dedi. Ve kulis bilgisi doğru çıktı. Ancak CHP lideri Özgür Özel, Sözcü TV’de katıldığı programda meslektaşımıza "mikrop" benzetmesiyle hakarette bulundu. Tavır ve tarz tartışılabilir ama bu, hakareti gerektirmez.

Bir gazeteci, aldığı duyumu kamuoyuyla paylaşır. Eğer bu bilgi yanlış ise, medeni bir dille yalanlanır. Özel geçmişte bu asgari nezakete sahipti. Soma maden kazasındaki manipülasyonlarını konu alan bir yazı yazmıştım. Usulünce tekzip etmişti. Görevi devraldığında normalleşme açılımlarıyla takdir edildi.

Fakat günün sonunda siyasi tarihte benzeri görülmemiş dozda medya gruplarını ve gazetecileri tehdit eder noktaya geldi. İçinden şahinin de şahini çıktı. Kendisinin bulaştığı skandallar patladıkça öfkeleniyor, öfkelendikçe de açığa düşüyor. Siyasi baskının arttığı ortamda dilin sertleşmesi normal ama Özel’de bir öfke problemi olduğunu Deniz Zeyrek gibi kimi CHP yandaşları da söylüyor...

Her türlü yolsuzluğa ve rezilliğe bulaşmış belediye başkanları pirüpak ama onlarla ilgili bilgileri ortaya çıkaranlar veya konuşanlar trol, mikrop, itibar suikastçısı öyle mi?

İçinizdeki çürümeyi temizlemeyi düşünmeyeceksiniz ama o çürümeye ayna tutanlar fitneci, hain, satılmış olacak öyle mi?

Kimseye hatanızı sorgulatmayacaksınız, seçmenin körü körüne size bağlanmasını isteyeceksiniz ama sizin gibi düşünmeyenler koyun olacak öyle mi?

Hem belediyeleri akraba çiftliğine çevireceksiniz hem başkasına liyakat dersi vereceksiniz öyle mi?

Yok öyle bir dünya!


Parti gardiyanı

Gazeteci ve siyasetçi birbirine paralel iki meslek erbabıdır. İkisi de birbirine muhtaçtır. Çünkü birbirlerinden beslenirler. Siyasetçi, kitleleri ikna etmek için gazetecinin sağladığı kamusal alana ihtiyaç duyar. Gazeteci de siyasetçiden haber konusu çıkarır. Bu sayede kamuoyu oluşur.

Gazeteci, doğası gereği denetleyici ve sorgulayıcı tarafta durmalıdır. Ancak günümüzde bu denge, yerini bir tür ‘taraf gardiyanlığı’na bıraktı. Hâl böyle olunca yapılan işler de gazetecilik diliyle değil, politik ağızla veriliyor. Bu yüzden sunucunun konuk aldığı siyasetçiye bir "ağzınıza sağlık" demediğinin kalmamasını, bir yorumcunun "Ben olsam o başkanı partiden kovarım" diye ahkâm kesmesini kimse yadırgamıyor.

İçi seni dışı beni...

Özgür Özel, Sözcü TV ile barıştı. Halk TV ise karıştı!.. Bazı isimlerle yollar ayrıldı. Sendika "Ekran önündeki sunucusundan rejideki teknik ekibe kadar tüm çalışanlar istifaya zorlanıyor. Halk TV, dışarıdan demokrasi ve adalet vadeden, ancak içeride 'işçi cehennemi'ne dönüşen bir yapı hâline gelmiştir. Kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu arkasına aldığı muhalif kamuoyu desteğine güvenerek eşine az rastlanır bir pervasızlık ve işçi düşmanlığı sergilemektedir" açıklamasında bulundu. Barış Yarkadaş da "Halk TV’de yüksek perdeden konuşup sözde herkese gazetecilik dersi verenlerin söyleyecek bir sözü yok mu?" diye çağrı yaptı. Sahi yok mu bir sözünüz?

Gördün mü Nevşin!

Nevşin Mengü, önceki hafta sosyal medya kanalında “İBB davası duruşmalarını daha çok muhalefete yakın basın haberleştiriyor. İktidara yakın basın hiçbir şey bulamıyor. Yeni Şafak gazetesi, Türkiye gazetesi, Hürriyet, Habertürk ne yazmışlar diye bakıyorum. Hiçbir şey bulamıyorum. Bütün duruşmalara katılıp didik didik yazmaları lazım, eğrisi doğrusuyla” dedi. Hatta ispiyonlarcasına “Cumhurbaşkanı’nın bundan haberi var mı acaba?” diye de sordu.

Yerinde takip etmemek eksiklik ama haberlerde geri kaldığımız iddia edilemez. Ben de muhalefet medyasını takip ediyorum. Haberlerinde hep İmamoğlu’nu kurtarmaya veya aklamaya çalışıyorlar. Aleyhinde ifadeleri zinhar yazmıyorlar.

40 yıllık CHP’li Berhan Şimşek “Saraçhane medyası Silivri’ye taşındı, parti holding oldu, sahibi Silivri’de, CEO’su da sayın Özgür Özel” demişti. Bir şey biliyormuş.

Nevşin Mengü “katılmıyorlar” diyor ama geçen hafta Ferhat Murat gitti Silivri’ye. Başka bir dava için savcı ile görüşmüş. Duruşma salonuna savcıların geldiği kapıdan girmiş. Muhalefet gazetecileri etrafını sardıkları Ferhat Murat’ı çiğ çiğ yiyorlardı, nasıl olur da o kapıdan girersin diye!..

Fatih Selek'in önceki yazıları...