Kahramanmaraş’taki kanlı okul saldırısı, psikolojik problemleri olan çocukları ihmal etmenin bedelinin ne kadar ağır olabileceğini gösterirken Türkiye’yi de eğitim sistemindeki açıklarla yüzleştirdi.
Olaydan ailelerin, okul yöneticilerinin, eğitim ve güvenlik bürokrasisinin gerekli hisseyi aldığını düşünüyoruz.
Fakat medya böylesi ortamlarda nasıl tavır alınacağını bir türlü öğrenemedi. Geleneksel mecralar kontrollü bir dil kullanırken, sosyal medya ise sınır tanımadı. Katilin koridorlarda çocukları vurduğu, öğrencilerin panikle pencereden atladığı, merdivenlerin kanla bulandığı görüntüler hiçbir süzgeçten geçirilmeden olduğu gibi yayınlandı. ‘Bunları çocuklar da izliyor, psikolojileri bozulur’ denmedi. Adalet Bakanlığı hızlıca yayın yasağı getirdi. Kargaşa ve kaos pompalamaya çalışan adresler erişime engellendi. Kanlı bir koridor fotoğrafının saniyeler içinde binlerce eve sızabildiği ortamda acilen yayın yasağı getirmek veya medyaya “yayınları bitirin” ricasında bulunmak çözüm değil. Toplumu sarsan olaylar ve sebebi tartışılmalıdır. Üstü örtülmemelidir.
Ancak bu, vahşet ormanını andıran sosyal medya düzeniyle olmaz. Ayrıca kamu kurumları çuvaldızı kendisine batırmalıdır. Ortalıkta kontrolsüz şekilde dolaşan kanlı fotoğraf ve videolar, güvenlik ve eğitim kaynaklarından yayıldı. 15 yaş altına sosyal medya yasağı konuşulurken fotoğrafın büyüğünü ıskalıyoruz. Kandan, dehşetten, müstehcenlikten 'tık' avına çıkan yetişkinleri ne yapalım? Türkiye’nin ihtiyacı olan şey dijital bir bariyer değil, etik ve ahlaki kurallara dayalı denetim mekanizmasıdır. Yetkililer oturup bunu konuşmalıdır.
Suçlu kim?
Kahramanmaraş saldırısından sonra herkes birilerini suçladı. Gözler dijital oyunlara ve dizilere çevrildi. Silahlı şiddet sahnelerinden dolayı eleştirilen diziler, bu hafta yayınlanmadı ve revizyona gitme kararı aldı. Bazı şirketler bu yapımlara reklam vermeyeceğini bildirdi. Televizyon Yayıncıları Derneği, televizyonların suçlu gösterilmesine karşı çıktı ve “Her türlü şiddet, provokasyon ve dezenformasyonun kol gezdiği sosyal medya ve şiddeti özendiren dijital oyunların mercek altına alınması gerektiğini düşünmekteyiz” açıklamasını yaptı. Televizyoncular topu başkasına attı. Oysa şiddet bir ekosistemdir. Dizilerin şiddetin bir parçası olduğu inkâr edilemez bir gerçek. Ama kokuşmuş sosyal medya düzeninde masum kalıyor.
Adını sen koy
Ekrem İmamoğlu ile ilgili haberleri okurken fark ettim. Her mecranın bir İmamoğlu tarifi var. Ve her şey bu tarifte gizli. Bakın kim hangi tanımı kullanıyor.
Cumhuriyet: CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı ve seçilmiş İBB Başkanı.
Sözcü: Tutuklu İBB Başkanı ve CHP'nin cumhurbaşkanı adayı.
Türkiye: Yolsuzluktan tutuklu eski İBB Başkanı.
Yeni Şafak: Rüşvet ve yolsuzluk nedeniyle tutuklanan eski İBB Başkanı.
Hürriyet: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı.
Milliyet: Görevlerinden uzaklaştırılan İBB Başkanı.
Anadolu Ajansı: Tutuklanmasının ardından görevinden uzaklaştırılan İBB Başkanı.
İhlas Haber Ajansı: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevinden uzaklaştırılarak tutuklanan Ekrem İmamoğlu.
Karar: Tutuklu İBB Başkanı ve CHP’nin cumhurbaşkanı adayı.
Zekâmızla dalga geçmeyin
İtalya’nın Perugia şehrinde yirmi yıldır Gazetecilik Festivali düzenleniyor. Dünyanın değişik ülkelerinden gelen gazeteciler, medyadaki yeni trendleri anlatıyor, fikir alışverişinde bulunuyor. Bu sene de bol bol yapay zekâ konuşulmuş. Herkes yeni düzene nasıl hazırlandıklarını anlatmış. Gazze’deki insani dramları dünya gündemine taşımasıyla bilinen Al Jazeera muhabiri Wael Al-Dahdouh, herkesin her şeyi işittiği, gördüğü, bildiği, yapay zekâ ahkâmları kestiği düzende nasıl görmezleri, işitmezleri, bilmezleri oynadığını yüzlerine vurmuş. Filistinli meslektaşımız şöyle demiş: “Dünyanın dört bir yanındaki meslektaşlarımızın, gazeteci arkadaşlarımızın bizimle bir dayanışma içinde olacağını düşünmüştük. Ama biz, ailelerimiz ve çevremizdeki herkes öldürülürken dünya bizi yalnız bıraktı. Sadece biz soykırıma uğramadık, etik değerlerin ve insanlığın toplu katliamı yaşandı!”
Sahi, insanlık ayaklar altındayken yapay zekâ ile uçmuşsun, kaçmışsın ne önemi var!

