Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Amiral gemisi jilet oluyormuş!
0:00 0:00
1x
a- | +A

Hürriyet gazetesi, geçen yılın sonunda Ankara matbaasını kapatma kararı almıştı. Ertuğrul Özkök yazınca öğrendik ki baskı makineleri satışa çıkarılmış. Mısırlı bir şirket ilgilenmiş ama almamış. Bunun üzerine hurdacılara satılmış. Malum bir vakitler Hürriyet'i "basının amiral gemisi" diye nitelendiriyorlardı. Özkök “Gururlu bir transatlantiğin, hurdacılar tarafından paramparça edilişini içiniz sızlayarak seyrediyorsunuz" diye duygusal bir yazı yazmış. Hürriyet matbaasının satılmasının sembolik bir anlam taşıdığını belirtip "Bu, eski medyanın sonunu anlatıyor" demiş. Hürriyet'in uzun yıllar iktidarları salladığı Basın Ekspres'teki binasının yerinde de lüks konutlar ve alışveriş merkezi var şimdi. Orası, Hürriyet'te çalışanların dışında kimse için hiçbir şey ifade etmiyor.

Dünya dönüyor, medya da okur da dönüşüyor. Global medya şirketleri, her geçen gün daha fazla nüfuz edip sektörü parça parça yutuyor. Ve diğer gemiler de dönüşüm için birer birer kıyıya yanaşıyor. Basın dönüşürken murat edilen bu muydu bilmiyorum. Ama bir şey söyleyeyim mi, bugünlere bir anda gelinmedi ve dijitalleşme tarafgirlik kadar basına zarar vermedi.

Özel öyle düşünmüyor

Mehmet Sevigen, CHP'de parti içi muhalefet denilince akla gelen isimlerden. Hem CHP çevrelerinde hem iktidar medyasında sevilen ve "Mehmet Abi" diye saygı görülen bir kişi. CHP'nin kanalı Halk TV dışında bütün kanallara çıkıyor. TGRT Haber'de geçen gün gözleri dolarak "CHP'yi çakal sürüsüne teslim etmişiz" diye isyan etti. Yolsuzluklardan dert yandı. İsmail Saymaz ise Sevigen ile Halk TV’de dalga geçti. Neymiş, "Sevigen’in TGRT'den yaptığı çağrıya CHP seçmeni, değil kendi yönetimine ayaklanmak, helaya gitmez"miş. Sıfır virgül beş oyla Halk TV’den çağrı yapan eski AK Partilileri, muhafazakâr seçmen umursadı mı? Yo! Hatta daha fazla kızdı. Taraflar belli çünkü. Saymaz kitlesini tanıyor! Lakin Özgür Özel aynı şeyi düşünmüyor ki sürekli meydanlarda kanalı hedef alıyor!

Ömür boyu koruma!

Çakarlı araçla maça gittiği ortaya çıkan Avukat Begüm Ece Pazarcı, babasının başını yaktı. Akşam Gazetesi Ankara Temsilcisi Emin Pazarcı, kızına gelen tepkilere verdiği ölçüsüz ifadeler yüzünden gazeteden gönderildi. Fatih Altaylı, Pazarcı’nın ‘çakar’ına tepki gösterirken ilginç bir itirafta bulundu. Altaylı’ya 1992-2015 yılları arasında Emniyet tarafından koruma tahsis edilmiş. Altaylı tam 23 yıl yanında polisle gezmiş. Bir de diyor ki: “Bir gün bile çantamı, bavulumu, market poşetimi taşıtmadım.” Nasıl da şecaat arz ediyor!..

Gazeteciye "çakar" ve "ömür boyu koruma polisi" kadar saçma bir şey yok.

Cevap hakkı

Milliyet’te Melih Aşık yazmış… Diyor ki: “Gazetecilik ve yayıncılıkta kuraldır... Bir konuda kişiyi suçlayıcı yayın yapmışsanız onun suçlamalara karşı savunmasını da aynı genişlikte vermelisiniz. Suçlamalara verdiği cevapları açıkça yansıtmalısınız. Şu sırada sürmekte olan davalara bakıyoruz. Kimi gazeteler şüpheli ve sanıklar hakkında iddiaları köpürterek çarşaf çarşaf verirken, savunmaları bir iki paragrafla geçiştiriyor. Ya da tamamen görmezden geliyor.”

Doğru… Ama üç beş sanık dışında hakkındaki iddialara cevap veren çıkmadı ki. Davanın baş sanığı “Hiçbir iddianameyi okumadım, bunlar çöp” diyor. Buna ne diyeceksiniz? Ortada bir cevap yok ki hakkı verilsin.

Bu ne yaman çelişki?

Aydın'da bir yerel gazeteci Yelis Ayaz, geçen ay bir milletvekilinin oğlunun silahla okul bastığını yazıyor. Tam da Kahramanmaraş saldırısından sonra. Milletvekili şikâyet ediyor. Kadının ifadesi alınıyor. Ayaz, geçen hafta yeni bir yazı yazıyor. Öğrencilerin CİMER'e başvuru yaptığını öne sürüyor. Aydın Cumhuriyet Başsavcılığı böyle bir hadisenin yaşanmadığını, 2004 yılında sadece bir çocuğun okula boncuk atan tabanca getirdiğini bu yüzden beş gün uzaklaştırma cezası aldığını, söz konusu öğrencinin velisinin de milletvekili olmadığını bildirdi... Ayaz tutuklandı. Muhalefet cephesi "Gazetecilik suç değildir" açıklamalarını yaptı. Her iddia haberine tutuklama verilecek olursa dışarıda gazeteci kalmaz. Ama gazeteci ‘iddia’nın da arkasına saklanamaz. Ayrıca elinde delil yokken duyduğunu haberleştiren o gazeteciye sahip çıkanlar, Özkan Yalım ve Muhittin Böcek gibi siyasetçilerin itiraflarının yazılmasını ise itibar suikastı olarak görüyor!

Fatih Selek'in önceki yazıları...