Dinle
Kaydet
Türkiye Gazetesi
Tanrı Dağları’nda Türk imzası
0:00 0:00
1x
a- | +A

Kırgızistan’da yeni bir dönem başlıyor.

Küresel güç merkezlerinin Türkistan üzerindeki nüfuz mücadelesi hız kesmeden sürerken, Ankara-Bişkek hattında jeopolitik dengeleri derinden etkileyecek tarihî bir yakınlaşmaya şahitlik ediyoruz.

Avrasya’nın kalbinde yer alan Kırgızistan, Çin’in ‘Kuşak ve Yol’ inisiyatifi, Rusya’nın bölgesel güvenlik şemsiyesi ve Batı dünyasının kritik ham maddelere erişim stratejilerinin tam da kesişim noktasında bulunuyor. Böyle bir denklemde Kırgızistan’ın çok vektörlü dış politikasını Türk dünyası ekseni üzerinde tahkim etmesi, bölgede yeni ve heyecan verici bir jeopolitik gerçeklik doğuruyor.

Ankara ve Bişkek arasındaki ilişkiler, yumuşak güç diplomasisi, tarihî ve kültürel bağların güçlendirilmesi aşamalarından çok daha ileriye taşınarak bir “Stratejik Ortaklık" modeline dönüştü.

Önceki gün Ankara’ya gelen Kırgızistan Dışişleri Bakanı Jeenbek Moldokanovich Kulubaev, mevkidaşı Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile görüştü. Kulubaev ve Fidan ‘Türkiye-Kırgızistan Ortak Stratejik Planlama Grubu’ (OSPG) toplantısında her iki ülkenin bu stratejik ortaklığının yol haritasını net bir şekilde ortaya koydular. Savunma sanayii, askerî eğitim, enerji, siber güvenlik ve ‘Hazar Geçişli Doğu-Batı Orta Koridoru’nun canlandırılması konularında tam bir mutabakata vardılar.

Hemen belirtelim ki bu stratejik yakınlaşmanın en somut en hayati ve milyar dolarlık yansıması enerji diplomasisinde yaşanıyor. İhlas Holding ve Central Asia Investment Holding ortaklığıyla Kırgızistan’da hayata geçirilen yaklaşık 3 milyar dolar değerindeki Kazarman Hidroelektrik Santrali projesi, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın hem en büyük hem de en hayati kazanımını simgeliyor.

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov’un katılımıyla temeli atılan ve 912 MW güce sahip olacak bu devasa yatırım, sadece Kırgızistan’ın kronikleşen kış dönemi enerji açığını kapatmakla kalmayacak. Enerjide ‘bağımlı ülke’ olmaktan kurtaracak. Öte yandan Narın Nehri üzerinde yükselecek 235 metrelik Alabuga Barajı, yıllık 2,36 milyar kWh elektrik üretim kapasitesiyle Türkistan’da Sovyet döneminden miras kalan "Merkezî Asya Güç Sistemi" (CAPS) içindeki dengeleri de yeni baştan şekillendirecek...

Kardeş ülkeler Özbekistan ve Kazakistan’ın da artan elektrik talebini karşılayabilecek olan bu önemli proje, bölgesel bir ihracat kapısını da aralayacak. Bu dev proje, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) üzerinde çalıştığı "Hazar-Orta Asya Yeşil Enerji Koridoru" vizyonunun en stratejik yatırımı olma pozisyonunda.

İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Mücahid Ören’in bu önemli yatırımın arkasındaki derin diplomatik ve tarihî arka planını ifade eden sözleri Kırgız basınında geniş yankı uyandırdı. Mücahit Ören Beyefendinin Türk dünyası perspektifinin ilk mimarlarından biri olan rahmetli Turgut Özal’a atıf yapması gerçekten de çok önemli ve değerliydi. Ören’in, "Kırgızistan’da enerji yatırımlarının ilk adımını attık. Bundan sonra da yatırımlarımıza hız kesmeden devam edeceğiz" demesi -Türkistan bağlamında- Ankara'nın yumuşak güç unsurları ile ekonomik yatırımları harmanlayan yeni dış politika doktrininin de en başarılı çıktısı olarak görülebilir. Dolayısıyla Sayın Ören, bir nevi Tanrı Dağları'na Türk imzasını atmıştır.

Tanrı Dağları'nın eteklerinde, Issık Göl'ün terkisinde bir güzel Türk yurdu olan Kırgızistan hem kültür hem de turizm potansiyeli oldukça zengin bir coğrafya. Ufku ve vizyonu açık iş insanları o coğrafyaya umut, istikrar, güven, iş ve kardeşlik götürüyor.

Kırgızistan, Çin-Kırgızistan-Özbekistan Demiryolu Projesiyle küresel tedarik zincirlerinin tam merkezine oturan bir ülke aynı zamanda. Çin’den Avrupa’ya giden yüklerin süresini bir hafta kısaltacak olan bu hat, Türkiye’nin öncülük ettiği Orta Koridor projesini doğrudan besleyecek...

Kırgızistan, bu yıl ev sahipliği yapacağı 6. Dünya Göçebe Oyunları ile köklü göçebe ruhunu, atlı sporlarını ve yurt kültürünü dünya vitrinine taşımaya hazırlanıyor. Bu etkinlik için hava yollarının ek seferler düzenlemesi, uçuş fiyatlarında indirime gitmesi her iki ülkenin turizm potansiyelini olumlu yönden etkileyecektir.

Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi ortak geleceğimizin mimarı olacak gençleri yetiştiriyor ve Türkiye’den gençleri bekliyor. Geçen ramazan ayında hemen her gün bu üniversitenin beş bin kişiye iftar yemeği vermesi Kırgızistan tarihinde belki de bir ilkti! Bu muhteşem geleneğin bütün Türkistan şehirlerinde hayata geçirilmesini umut ediyorum.

Hasılı, Kırgızistan’ın ve diğer Türkistan ülkelerinin enerji, turizm, maden ve ticari potansiyeli ile Türkiye’nin küresel vizyonunun birleşmesi, Türk Devletleri Teşkilatı'nı dünya jeopolitiğinde göz ardı edilemeyecek bir güç merkezine dönüştürecektir.

Meryem Aybike Sinan'ın önceki yazıları...